CERRAHİ SINIRI KİM BELİRLER? MELANOM DIŞI CİLT KANSERİNDE DERMOSKOPİ İLE PLASTİK CERRAHIN KLİNİK DEĞERLENDİRMESİNİN KARŞILAŞTIRILMASI

Servet Elçin ALPAT, Ali AÇIKBAŞ, Bengü Nisa AKAY, Burak KAYA

Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Mecmuası - 2026;79(3):383-391

Ankara University Faculty of Medicine, Department of Plastic, Reconstructive and Aesthetic Surgery, Ankara, Türkiye

 

Amaç: Melanom dışı deri kanseri şüphesiyle eksizyon yapılan hastalarda, dermoskopiyi içeren dermatoloji değerlendirmesi ile plastik cerrahların klinik muayene ve kılavuz temelli risk sınıflamasına dayanan değerlendirmesini tanısal uyum ve histopatolojik cerrahi sınırlar açısından karşılaştırmak amaçlandı. Gereç ve Yöntem: Bu tek merkezli, randomize olmayan, prospektif kohort çalışmasına Aralık 2023- Aralık 2024 döneminde Dermatoloji veya Plastik Cerrahi polikliniklerine bağımsız olarak başvuran ve klinik olarak şüpheli kutanöz lezyon nedeniyle primer eksizyon uygulanan hastalar dahil edildi. Dışlamalar sonrasında 184 hasta analiz edildi; 100 hasta dermatoloji, 84 hasta plastik cerrahi tarafından değerlendirilip işaretlenmişti. Sürekli değişkenler Mann-Whitney U, kategorik değişkenler ki-kare veya Fisher kesin testiyle karşılaştırıldı. Cerrahi sınır pozitifliği için çok değişkenli lojistik regresyonda yaş, tümör tipi ve anatomik yerleşim dikkate alındı. Bulgular: Tanısal uyum dermatoloji grubunda daha yüksekti (63/70, %90,0'a karşı 41/60, %68,3; olasılık oranı 4,17, %95 güven aralığı 1,61-10,80; p=0,004). Pozitif cerrahi sınır oranları farklı değildi (11/100, %11,0'a karşı 11/84, %13,1; p=0,820); çok değişkenli analizde de anlamlı ilişki saptanmadı (düzeltilmiş olasılık oranı 0,86, %95 güven aralığı 0,34-2,16; p=0,747). En yakın lateral histopatolojik sınır dermatoloji grubunda daha genişti (medyan 3,20'ye karşı 2,70 mm; p=0,027), ancak pozitif sınırlar dışlandığında fark anlamlılığını kaybetti (p=0,053). Derin sınır ve tümör kalınlığı benzerdi. Sonuç: Dermoskopiyi içeren dermatolog değerlendirmesi daha yüksek tanısal uyum ve daha geniş lateral histopatolojik sınırlarla ilişkiliydi ancak pozitif cerrahi sınır oranını anlamlı olarak azaltmadı. Cerrahi uygulamanın her iki grupta aynı ekip tarafından gerçekleştirilmesi, uzmanlık temelli ameliyat öncesi değerlendirmenin bu klinik ortamda temel katkısının lezyon karakterizasyonunda olduğunu düşündürmektedir.