Türk Medline
ADR Yönetimi
ADR Yönetimi

CERRAHİ SINIRI NEGATİF OLGULARDA SERVİKAL İNTRAEPİTELYAL NEOPLAZİ NÜKSÜNÜ ÖNGÖRMEDE İNFLAMATUAR HEMATOLOJİK BELİRTEÇLERİN YERİ

AYÇAĞ YORGANCI, ÖZLEM GÜNDÜZ, BÜŞRA KÖRPE, BANU SEVEN, HAKAN R YALÇIN, YAPRAK ENGİN ÜSTÜN

Ankara Eğitim ve Araştırma Hastanesi Tıp Dergisi - 2021;54(1):38-42

Ministry of Health, Ankara City Hospital, Department of Obstetrics and Gynecology, Ankara, TURKEY

 

AMAÇ: Bu çalışmada konizasyon cerrahisi sonrası servikal intraepitelyal neoplazi nüksünü öngörmede preoperatif inflamatuar hematolojik belirteçlerin prediktif değerinin araştırılması amaçlanmıştır. GEREÇ VE YÖNTEM: Bu retrospektif çalışmada, servikal intraepitelyal neoplazi patolojisine bağlı konizasyon uygulanan hastalar analiz edilmiştir. Çalışmaya konizasyon materyalinde servikal intraepitelyal neoplazi saptanıp cerrahi sınırları negatif olan ve klinik veri tabanımızda en az 12 aylık takip süresi olan hastalar dahil edilmiştir. Hastaların demografik, klinik, patolojik verileri ve preoperatif tam kan sayımı bulguları tıbbi dosyalardan çıkarılmıştır. BULGULAR: Toplamda mevcut olan 115 hasta iki gruba ayrılmıştır: rekürrens grubu (n = 30) ve kontrol grubu (n = 85). İki grup arasında servikal intraepitelyal neoplazi patoloji dereceleri açısından istatistiksel olarak anlamlı fark saptanmamıştır. Rekürrens grubunda kontrol grubuna göre postkonizasyon endoservikal küretaj pozitif sonuç sayısı artmış olarak bulunmuştur. Nüks grubunda rekürrenssiz sağkalım ortalaması 10.5 aydı. İki grup arasında preoperatif nötrofil-lenfosit oranı ve diğer hematolojik parametreler açısından istatistiksel olarak anlamlı fark saptanmamıştır. Lojistik regresyon analizinde rekürrens tahmininde sadece postkonizasyon endoservikal küretaj pozitifliği belirleyici olarak bulunmuştur (p = 0.002, % 95 CI 0.084-0.365). SONUÇ: Preoperatif nötrofil-lenfosit oranı ve diğer inflamatuar belirteçler cerrahi sınırları temiz konizasyon olgularında nüksü öngörmede etkin bulunmamıştır. Pozitif postkonizasyon endoservikal küretaj, eksizyonel tedaviden sonra nüks ile ilişkili tek prognostik faktör olarak bulunmuştur.