Okan Kadir NOHUT, Mert Ahmet KUŞKUCU, Murat HÖKELEK, Gökhan AYGÜN, İbrahim ÖZKOÇ
Mikrobiyoloji Bülteni - 2026;60(2):188-199
Pneumocystis jirovecii 'nin neden olduğu Pneumocystis pnömonisi (PcP), bağışıklık sistemi zayıflamış hastalarda en sık görülen ve en ciddi fırsatçı enfeksiyonlardan biridir. Pneumocystis pnömonisi gelişme riski taşıyan kişiler arasında insan immün yetmezliği virüsü pozitif bireyler, kanser hastaları, immünsupresif tedavi gören kişiler, organ nakli yapılan kişiler ve bağışıklık sistemi zayıflamış kişiler bulunur. Etkili tedavi ve profilaksiye rağmen edinilmiş immün yetmezlik sendromu dışındaki bağışıklık yetmezliği olan kişilerde bile mortalite oranının %15-40 arasında olduğu bildirilmektedir. İmmünsupresif hastaların sayısı artmasına rağmen bu ajanla ilgili tanısal ve epidemiyolojik çalışmalar hala yetersizdir. Bu çalışmada, çeşitli hasta gruplarında P.jirovecii 'nin prevalansını ve epidemiyolojik özelliklerini araştırmak amaçlanmıştır. Çeşitli birimlerden tıbbi mikrobiyoloji laboratuvarına gönderilen 469 bronkoalveolar lavaj sıvısı veya balgam örneği arasından, hastaların dosyaları incelenerek altta yatan hastalıkları, immünsupresif ilaç kullanım durumu, aldıkları kortikosteroid tedavileri, bilgisayarlı tomografilerinde yamalı veya nodüler buzlu cam opasite görünümünün olması, May-Grunwald Giemsa boyamasında kist yapısına benzer bir yapının görülmesi durumuna göre seçilen 114 örnek indirekt floresan antikor İFA testi ve moleküler çalışmalar için seçilmiştir. P.jirovecii varlığı, İFA ve polimeraz zincir reaksiyonu yöntemiyle araştırılmış ve mtLSU rRNA ve dahili transkripsiyonlu ara bölge [internal transcribed spacer (ITS)] bölgesinin dizilenmesi ile genotipleme yapılmıştır. Elde edilen ITS gen bölgesi DNA dizileri hizalanmış ve bölge üzerinde TCS (Templeton, Crandall ve Sing) ağ analizi yapılmıştır. Sonuç olarak, 469 örneğin sekizinde pozitiflik saptanmıştır. mtLSU rRNA genotipleme sonucunda, Genotip 1 (n= 3; %37.5) örneklerimizde en yaygın olarak saptanmıştır. Genotip 2 (n= 2; %25), genotip 4 (n= 2; %25) ve genotip 3 (n= 1; %12.5) sırasıyla en sık saptanan diğer genotipler olmuştur. Diziler arasındaki ilişkiler incelendiğinde, örneklerimizin genel olarak İran kaynaklı örneklerle ilişkili olduğu görülmüştür. Çalışmamızda, Lee ve arkadaşlarının yaptığı çalışmada kullanılan konsensüs dizisi kullanılarak oluşturulan ITS bölgesinin genotiplendirme analizinde en sık rastlanan genotip Eh (n= 3; %42.85), sonra sırasıyla Bg (n= 2; %28.57), Bi (n= 1; %14.28) ve Eg (n= 1; %14.28) olarak tespit edilmiştir Çalışmamız, ülkemizde ITS gen bölgesi kullanılarak yapılan ilk genotipleme çalışmasıdır. Farklı coğrafyalarda yapılan çalışmalarda P.jirovecii genotip sıklıklarında farklı epidemiyolojik bulgular elde edilmiştir. Bu durum, P.jirovecii 'deki genetik varyasyonların coğrafi bir bileşeni olduğunu ve bunun P.jirovecii suşlarının insanlar arasında dağılımını etkileyebileceğini düşündürmektedir. TCS ağ analizine göre, örneklerimiz genellikle Eski Dünya'dan İran kaynaklı örneklerle ilişkili görünmekte, Hindistan kaynaklı örneklerle birlikte bulunmamaktadır. Ancak analizin belirli alanlarında Yeni Dünya ve Eski Dünya örnekleri bir arada bulunmaktadır. Küreselleşme ve dolayısıyla zaman içinde insan hareketliliğindeki artışın, farklı genotiplerin farklı coğrafi bölgelere yayılmasına ve belirli coğrafi bölgelerde genotipik mozaiklerin oluşmasına yol açtığı varsayılabilir. İnsan eliyle doğanın tahrip edilmesi ve bunun sonucunda kentsel ve kırsal sınırların iç içe geçmesi, küresel ısınma ve iklim değişikliği de bu hareketlere yadsınamaz bir şekilde katkıda bulunmuştur.