Nazlıcan BAĞCI, Aykut KARAMAN
Perspectives in Palliative & Home Care - 2026;5(1):186-193
Giriş /Amaç: Chiari malformasyonu inferior serebellar yapıların foramen magnum seviyesinde yarattığı fonksiyonel obstrüksiyon ve fıtıklaşma ile karakterize ciddi nörolojik bir bozukluktur. Bu çalışmada foramen magnum dekompresyon cerrahisi sonrası nörolojik kötüleşme yaşayan ve bu nedenle palyatif bakım ihtiyacı oluşan hastanın palyatif bakım süreci ele alınmıştır. Olgu Sunumu: Bir eğitim ve araştırma hastanesinin palyatif bakım kliniğinde yatan 28 yaşında kadın hastanın foramen magnum dekompresyon ameliyatı öyküsü bulunmaktadır. Ameliyattan sonra taburcu edilen hasta erken dönemde sağ ekstremitelerde ve dilde kasılmaların daha şiddetli başlaması, beslenmede azalma, yutmada güçlük ve konuşma bozukluğu yaşaması nedeniyle uzun dönemde takip edilmiştir. Uzun dönem takipte perkütan endoskopik gastrostomi takılan hasta, şikayetlerinin artması nedeniyle 22.08.2024 tarihinde palyatif bakım kliniğine alınmıştır. Kliniğe yatırılan hastanın hiç konuşamadığı, sağ ve sol elinde spastisite, sağ kolunda ve bacaklarında kontraktür geliştiği, her 4 ekstremitede kas gücü kaybı yaşadığı, destekle yürüyebildiği, 2. evre basınç yarası oluştuğu, uyku örüntüsünde bozulma yaşadığı, ağrısının, kabızlığının ve beslenme yetersizliğinin olduğu belirlenmiştir. Hasta Callista Roy'un adaptasyon modeli kullanılarak değerlendirilmiştir. Aynı zamanda hastaya fizyoterapist tarafından proprioseptif nöromüsküler fasilitasyon teknikleri, yatak içi mobilite ve pozisyonlama egzersizleri, boyun mobilizasyonu için chin tuck egzersizi uygulanmış; solunum, yutma, mobilite ve ambulasyon egzersizlerine yönelik eğitim verilmiştir. Yapılan hemşirelik ve fizyoterapi uygulamaları sonucunda basınç yarası 1. evreye gerilemiş, kabızlığı giderilmiş, ağız hijyeni sağlanmış, ağrısında azalma olmuştur. Ancak hastanın kontraktürlerinde azalma sağlanamamıştır, uyku bozukluğu, beslenme yetersizliği ve güvenli çevreyi sağlama/sürdürme ile ilgili riskleri devam etmektedir. Sonuç: Hastanın semptomlarında önemli bir düzeyde azalma olduğu belirlenmiştir. Multidisipliner bir ekip yaklaşımı ile hastanın uyum yeteneğine odaklı semptom yönetiminin sağlanması ve hemşirelik sınıflama sistemlerinin kullanılması planlanan ve uygulanan hemşirelik bakımını geliştirmede önemli rol oynamıştır.