Türk Medline
ADR Yönetimi
ADR Yönetimi

ÇOCUKLARDA DENTAL ANKSİYETE: ÇÜRÜK DENEYİMİ, PERİODONTAL DURUM VE ANNELERİN DENTAL ANKSİYETESİ İLE İLİŞKİSİ

Neslihan YILMAZ, Esra Ceren TUĞUTLU, Gülbahar GÜL HAYTA

Online Türk Sağlık Bilimleri Dergisi - 2026;11(1):80-87

Department of Pediatric Dentistry, Faculty of Dentistry, Sakarya University, Sakarya, Türkiye

 

Amaç: Bu çalışmanın amacı, 6 -12 yaş arası çocuklarda dental anksiyete ile diş çürüğü deneyimi, periodontal sağlık ve annelerin dental anksiyetesi arasındaki ilişkinin değerlendirilmesidir. Materyal ve Metot: Çalışmaya 185 çocuk ve onlara eşlik eden ebeveyn/vasileri dahil edildi. Çocuklara ağız içi muayene yapılarak Çürük, Kayıp ve Dolgulu Diş İndeksi (DMFT/dmft) ile Plak İndeksi (PI) ve Gingival İndeks (GI) değerlendirildi. Klinik muayene sonrasında çocuklar Children's Fear Survey Schedule -Dental Subscale (CFSS -DS) ölçeğini doldurdu. Anneler ise sosyoekonomik durum anketi ve Modified Dental Anxiety Scale (MDAS) ölçeğini tamamladı. Çocuklarda dental anksiyeteyi etkileyen faktörlerin belirlenmesi amacıyla lojistik regresyon analizi uygulandı. Bulgular: Ortalama CFSS -DS puanı 26,88 +/- 8,47 olarak bulundu. Otuz üç çocukta dental anksiyete saptandı ve CFSS -DS'de en yüksek puanlanan ilk üç madde sırasıyla enjeksiyon korkusu, diş hekiminin diş temizleme aleti ve diş hekimi korkusuydu. Katılımcılar dental anksiyete grubu (DA) ve dental anksiyetesi olmayan grup (non -DA) olarak sınıflandırıldığında; yaş (p=0,03), DMFT/dmft (p<0,001), PI (p=0,01), GI (p<0,001) ve gingivit görülme oranı (p<0,001) açısından gruplar arasında anlamlı fark bulundu. Annelerin dental anksiyetesi ise gruplar arasında farklılık göstermedi (p=0,448). Lojistik regresyon analizine göre, çocuklarda dental anksiyete üzerinde en etkili faktörün dmft/DMFT (OR=1,116; %95 GA=1,01 -1,23; p=0,031) olduğu belirlendi. Sonuç: Çocuklarda yüksek çürük deneyimi, dental anksiyete gelişme olasılığını anlamlı şekilde artırmakta olup, bu durum daha kötü plak birikimi ile daha yüksek gingivitis oranlarıyla birlikte görülmektedir. Bu bulgular, ağız sağlığının korunması ve iyileştirilmesi amacıyla dental anksiyetenin erken çocukluk döneminde ele alınmasının önemini vurgulamaktadır.