UĞUR DURMUŞ, FİRDEVS AYŞENUR ADAK, SELİM ÖNCEL
Çocuk Enfeksiyon Dergisi - 2008;2(4):167-174
Pnömoni; konak savunmasının yetersiz kalması ve bunun sonucu olarak patojen mikroorganizmaların akciğer dokusunu işgal etmesi ile ortaya çıkan akciğer dokusu yangısıdır. Ekonomisi gelişmekte olan ülkelerde bir numaralı ölümcül çocuk enfeksiyonu olarak karşımıza çıkmaktadır. Beş yaşından küçüklerde pnömoni etkeni, daha çok, virüslerdir. Daha büyük çocuklarda ise önde gelen etken, Mycoplasma pneumoniae‘dir. Bulaş, birçok vakada damlacık enfeksiyonu yoluyla olur. Halk arasında “üşütme” olarak bilinen ve soğuğa maruz kalma sonucu bağışıklık direncinin düştüğü, bunun da pnömoni gibi enfeksiyonlara zemin hazırladığı inancının bilimsel bir temeli yoktur. Taşipne, özellikle 0-5 yaşındaki çocuklarda pnömoninin en duyarlı ve en özgül belirtisidir. Pnömonide laboratuar tetkiklerine başvurma kararı hastalığın seyrine, çocuğun yaşına, hastalığın toplumdaki sıklığına, artsorunların görülüş oranlarına ve çocuğun hastaneye yatırılmasına gerek olup olmamasına göre verilir. Çocuklarda pnömoni tanısı koymak için radyolojik görüntüleme, elzem değildir. İlk 2-3 ayındaki bebeklerin pnömonisi, hastanede tedavi edilmelidir. Beş yaşından büyük çocuklarda en sık karşılaşılan patojenler M. pneumoniae ve Chlamydophila pneumoniae‘dir; dolayısıyla ayaktan tedavide ilk seçilecek ilaç kümesi, makrolitler olmalıdır. Staphylococcus aureus, ağır pnömoni meydana getirir; dolayısıyla klinik tablonun S. aureus‘u düşündürmediği vakalarda ilk planda, etki tayfı daha geniş ve antistafilokoksik etkisi belirgin olan antibiyotiklere başvurmak, uygun bir yaklaşım değildir. Çocukların pnömoniden korunmasında anababaların ve toplumun eğitilmesi büyük önem taşımaktadır. Risk kümesinde olmasalar da, beş yaşın altındaki bütün çocuklara konjüge pnömokok aşısının yapılması özendirilmelidir.