Demet Teker DUZTAS, Aydin BOZKAYA
Turkish Journal of Clinics and Laboratory - 2026;2026(1):1-1832567
Amaç: Bu çalışma, çocuklarda hipertransaminazeminin etiyolojik dağılımını, klinik özelliklerini ve izlem sonuçlarını tanımlamayı amaçlamaktadır. Gereç ve Yöntemler: Ocak 2023-Temmuz 2024 tarihleri arasında persistan transaminaz yüksekliği ile başvuran 1 ay-18 yaş aralığındaki çocukların elektronik tıbbi kayıtları kullanılarak retrospektif bir kohort çalışması yürütüldü. Hipertransaminazemi, en az üç ay arayla yapılan iki ayrı ölçümde alanin aminotransferaz (ALT) >45 IU/L ve/veya aspartat aminotransferaz (AST) >50 IU/L olarak tanımlandı. Ekstrahepatik kolestazı olan ve/veya verileri yetersiz bulunan hastalar çalışma dışı bırakıldı. Demografik, klinik, laboratuvar ve görüntüleme verileri kaydedildi ve etiyolojiler sınıflandırıldı. Alt grup analizleri, kolestaz varlığına ve ALT düzeyinin normalin üst sınırının 10 katından yüksek olup olmamasına göre gerçekleştirildi. Bulgular: İlk başvuru yapan 6886 çocuk arasında 214'ü (%3,1) çalışma kriterlerini karşıladı. Olguların çoğu erkekti (%55,6) ve yaş ortancası 2,3 yıl idi; ebeveynler arası akrabalık oranı ise dikkat çekici düzeyde yüksekti (%79,9). Enfeksiyöz nedenler en sık etiyolojiyi oluşturdu (%65). Metabolik/genetik hastalıklar (%9,3), ilaç ilişkili karaciğer hasarı (%7), metabolik disfonksiyonla ilişkili yağlı karaciğer hastalığı (MASLD) (%3,3) ve otoimmün karaciğer hastalıkları (%1,4) daha düşük oranlarda saptandı; olguların %14'ünde ise etiyolojik neden belirlenemedi. Hastaların %20,6'sında ALT düzeyi >10xULN, %25,7'sinde kolestaz mevcuttu. Bu alt gruplarda biyokimyasal bozukluklar daha belirgin olmakla birlikte, etiyolojik dağılım ve normalleşme süreleri genel kohort ile benzerdi. Toplam 172 hastanın (%80,4) takip verilerine ulaşıldı; bu hastaların 128'inde (%74,4) transaminaz düzeyleri normale döndü. Medyan normalleşme süresi 37,5 gün (IQR: 26,6-70) olarak saptandı. Sonuç: Hipertransaminazemi etiyolojisinin bölgesel faktörlerden güçlü biçimde etkilendiği görülmektedir. Türkiye'de çocuklara özgü standardize referans aralıklarının oluşturulması, tanısal doğruluğu önemli ölçüde artıracaktır.