Fatih Cemal TEKİN, Demet ACAR, Cüneyt UĞUR, Berke YILDIRIM, İbrahim KEŞ, Mustafa Nurullah ÇEKİÇ, Canan TEKİN, Ayla MOLLAOĞLU, Mehmet GÜL
Ulusal Travma ve Acil Cerrahi Dergisi - 2026;32(3):315-326
AMAÇ: Kazalar, çocuklar arasında dünya genelinde morbidite ve mortalitenin önde gelen nedenlerinden biridir ve özellikle düşük ve orta gelirli ülkelerde önemli klinik ve ekonomik yükler oluşturmaktadır. Acil servisler (AS), bu tür olaylar için yalnızca ilk başvuru noktası olmakla kalmayıp, aynı zamanda sağlık hizmetlerine daha büyük ve görünmeyen bir yük oluşturan ölümcül olmayan çocukluk çağı kazalarının da ilk başvuru noktasıdır. Bu çalışmanın temel amacı, acil servise (AS) başvuran kazara çocukluk çağı yaralanmalarının klinik ve sosyoekonomik belirleyicilerini ve öngörücülerini kapsamlı bir şekilde analiz etmektir. Elde edilen bu verilerden yola çıkarak çalışma; sistemik önleme ve müdahale stratejilerini güçlendirmek adına, çok disiplinli ve dört boyutlu bir çerçeveyi kavramsal bir model önerisi olarak sunmaktadır. GEREÇ VE YÖNTEM: Bu çalışma, acil servise kaza nedeniyle başvuran hastaları kapsayan prospektif, kesitsel bir çalışmadır. Veriler; demografik, ailevi, sosyoekonomik ve yaralanmayla ilgili değişkenleri içerecek şekilde yapılandırılmış formlar ve dijital tıbbi kayıtlar kullanılarak toplanmıştır. Risk faktörleri, yaralanma mekanizmaları, klinik sonuçlar ve mortalite öngörücüleri arasındaki ilişkileri incelemek için istatistiksel analizler yapılmıştır. BULGULAR: Çocukluk çağı kazalarının en sık nedeni düşmelerdi (%49.8), bunu trafik kazaları (%12.4) izledi. Yaralanmalar en sık evde (%43,6), özellikle mutfak ve bahçelerde meydana gelmişti. Vakaların %62.7'sini erkek hastalar oluşturuyordu. Düşük anne eğitimi, kötü ekonomik durum ve yüksek Yaralanma Şiddet Skoru (ISS) arasında anlamlı ilişki saptandı. Multipl travmalar, 12 yaş ve üzeri çocuklarda ve ayrı ebeveynli olanlarda daha sık görülmekteydi. AS başvurusunda yüksek serum glukoz düzeyi (>=153 mg/dL) ve glukoz/potasyum oranı (>=39.48) mortalitenin potansiyel öngörücüleri olarak belirlendi (p<0.001). Multipl travma, abdominal ve torasik travma ile yüksek ISS artmış mortalite ile ilişkili bulundu. SONUÇ: Serum glukozu gibi klinik öngörücüler kullanılarak yüksek riskli hastaların erken tespiti tedavi sonuçlarını iyileştirebilir. Ayrıca, acil serviste baş, üst ve alt ekstremite yaralanmalarının sık görülmesi, bu bölgelerin olası yaralanmalar açısından dikkatle incelenmesi gerektiğini göstermektedir. Abdominal yaralanmaların kötü klinik sonuçları öngörmedeki rolü dikkate alındığında, torasik ve abdominal yaralanmaların birlikte görülme eğilimi ve abdominal travmaya sahip hastalarda çoklu travma prevalansının yüksekliği, abdominal yaralanması tespit edilen çocuklarda diğer sistemlerin detaylı değerlendirilmesini ve farklı klinik izlem ve takibi gerektirdiğini göstermektedir. Çocukluk çağı kazaları, sonuçları potansiyel olarak önlenebilir olan önemli bir halk sağlığı sorunudur. Klinik, sosyoekonomik ve çevresel faktörleri ele alan çok disiplinli ve sistematik önleme stratejileri, bu tür yaralanmaların hem insidansını hem de şiddetini azaltmak açısından önemini korumaktadır. Bu çalışmada, elde edilen klinik ve sosyoekonomik bulgular ışığında önerilen görev gücü odaklı çok disiplinli yaklaşım, çocukluk çağı yaralanmalarının yönetiminde sistematik ve etkin bir iyileştirme sağlayabilir.