Burcu SANAL YILMAZ, Afife UĞUZ, Murat ÇELİK, Sabriye Gamze VATANSEV
Genel Tıp Dergisi - 2026;36(2026):1-8
Amaç: Önceki çalışmalar, Helicobacter pylori enfeksiyonu ile çölyak hastalığı (ÇH) arasındaki ilişkiye dair çelişkili sonuçlar bildirmiştir. Bazı çalışmalar koruyucu bir etki öne sürerken, bazıları patojenik bir rolü savunmaktadır. Bu tutarsızlıklar; intraepitelyal lenfositoz ve duodenit gibi örtüşen histolojik özelliklerden kaynaklanıyor olabilir. Bu çalışmanın amacı, biyopsi ile doğrulanmış ÇH olgularında H. pylori enfeksiyonunun klinik ve histopatolojik sonuçlarını değerlendirmektir. Gereç ve Yöntemler: 2017-2025 yılları arasında, 377 katılımcı (226 ÇH hastası, 151 kontrol) ile iki merkezli, yakınsayan paralel karma yöntemli bir çalışma yürütülmüştür. Nicel analizlerde klinik semptomlar, histopatolojik özellikler ve Marsh sınıflaması değerlendirilmiş; H. pylori durumu ki-kare testleri, lojistik regresyon ve olasılık oranları (odds ratio) ile analiz edilmiştir. Ayrıca, amaçlı örnekleme ile seçilen ÇH hastalarıyla; karın ağrısı, halsizlik, diyet deneyimleri ve H. pylori tanısına ilişkin algıları irdeleyen yarı yapılandırılmış görüşmeler yapılmıştır. Bulgular: H. pylori kolonizasyonunun prevalansı ve yarı kantitatif şiddeti, ÇH ve kontrol grupları arasında benzer bulunmuştur (%44,6'ya karşı %44,2; p = 0,947) ve Marsh dereceleri ile anlamlı bir ilişki saptanmamıştır. Histopatolojik incelemede antral gastrit, pangastrit, duodenit ve duodenal ülserler kontrol grubunda daha sık görülürken; kript hiperplazisi ile birlikte villöz atrofi ÇH hastalarında daha yüksek oranda saptanmıştır (%43,2'ye karşı %1,3; p < 0,001). Klinik olarak, halsizlik ÇH hastalarında daha sık (%24,8'e karşı %10,6; p < 0,001), karın ağrısı ise kontrol grubunda daha yaygın bulunmuştur (%77,5'e karşı %44,7; p < 0,001). Nitel bulgular, yorgunluğun "görünmez bir engellilik" olarak deneyimlendiğini ve H. pylori eradikasyonu sonrasında semptomların düzelmesine ilişkin belirsizliklerin varlığını ortaya koymuştur. Sonuç: H. pylori kolonizasyonu, ÇH'de histopatolojik şiddet ile ilişkili bulunmamış olup; bu bulgu, bakterinin ne koruyucu ne de patojenik bir role sahip olduğuna dair kanıtları desteklemektedir. H. pylori ile ilişkili lezyonlar dispeptik kontrol grubunda daha sık görülürken, ÇH'ye özgü mukozal hasar belirgin şekilde ayrışmıştır. Nitel analizlerde yorgunluk temel bir semptom olarak öne çıkmış ve hasta merkezli yönetim yaklaşımlarının gerekliliğini vurgulamıştır. Olası bağlama özgü etkileşimlerin aydınlatılabilmesi için gelecekte prospektif, suş düzeyinde ve çok merkezli çalışmalara ihtiyaç vardır.