COVID-19 OLGULARININ UZUN DÖNEM SOLUNUMSAL TAKİP BULGULARI

KADİR ÇOBAN, OLCAY AYÇİÇEK, TEVFİK ÖZLÜ

Hitit Medical Journal - 2025;7(1):10-19

Karadeniz Technical University, Faculty of Medicine, Department of Chest Diseases, Trabzon, Türkiye

 

Amaç: Bu çalışmayla özellikle uzun dönem etkileri hakkında yeterli veri olmayan COVID-19 enfeksiyonunu geçirip iyileşen hastaların; uzun dönem klinik, laboratuvar ve radyolojik bulgularının, akut enfeksiyon sonrası uzun vadeli takip bulgularının ve komplikasyonların ortaya konması amaçlanmıştır. Gereç ve Yöntem: Çalışmaya hastanemiz göğüs hastalıkları polikliniğine başvuran, COVID-19 enfeksiyonu geçirip iyileşen hastalar dahil edildi. Hastaların demografik verileri, periferik oksijen satürasyonu, mMRC skoru, 6 dakika yürüme testi verileri, devam eden semptomları, laboratuvar verileri, radyolojik bulguları ve takipte gelişen komplikasyonlar kaydedildi. Tanı anından itibaren ilk 4 haftaya kadar olan sürede başvuran hastalar 1. vizit, 4 ila 12. hafta arasında başvuran hastalar 2. vizit, 12. haftadan sonra başvuran hastalar 3. vizit aralığı olarak gruplandırıldı. Bulgular: İlk vizit aralığında 190, 2. vizit aralığında 203 ve 3. vizit aralığında 127 olmak üzere mükerrer hastalarla birlikte toplam 520 hasta değerlendirildi. Katılımcıların %54’ü kadın, %46’sı erkek ve ortalama yaş 54’tü. Hastaların, vizit aralıklarına göre sırasıyla %96,3, %90,6, %89,8 oranında devam eden en az bir semptomu mevcuttu. En sık izlenen semptomlar; efor dispnesi, halsizlik, öksürük şeklinde sıralandı. En sık patolojik grafi bulgusu erken dönemlerde buzlu cam opasiteleri iken geç dönemde çizgisel/retikuler opasiteler olarak görüldü. Takipte komplikasyon izlenme oranları vizit aralıklarına göre sırasıyla %4,7, %23,2, %24,4 olarak izlendi ve en sık izlenen komplikasyonun akciğer fibrozisi olduğu görüldü. Sonuç: COVID-19 hastaları; erken dönemde akut hastalıkla ilişkili sorunlarla mücadele ederken, uzun dönemde de sebat eden semptomlar ve yeni gelişen komplikasyonlarla mücadele etmek zorunda kalmaktadır. Bu bağlamda, çalışmamızın ülkemiz verilerine dayanak oluşturacağını ve literatüre katkı sağlayacağını düşünmekteyiz.