Emine AKSÜT AKÇAY, Demet ÇAKIR, Ghaith HEJAZI
KTO Karatay Üniversitesi Sağlık Bilimleri Dergisi - 2025;6(3):461-476
AMAÇ: COVID-19 tanısı almış gebelerde kaygı ile prenatal bağlanma arasındaki ilişkiyi değerlendirmektir. GEREÇ VE YÖNTEM: Kesitsel, ilişki arayıcı ve tanımlayıcı tipte gerçekleştirilen çalışma 15.10.2021-31.12.2021 tarihlerinde yapılmıştır. Çalışmanın örneklemini bir Eğitim ve Araştırma Hastanesinde kadın doğum servisine yatışı yapılan 278 gebe oluşturmuştur (n=278). Veriler; Kişisel Bilgi Formu, Durumluluk Kaygı Ölçeği, Sürekli Kaygı Ölçeği ve Prenatal Bağlanma Envanteri ile aracılığıyla toplanmıştır. BULGULAR: Katılımcıların yaş ortalaması 29,45 +/- 5,59 olup, %48,9'u 19-28 yaş arasında ve gebelik haftası ortalaması 34,24 +/- 4,13'tür. Durumluluk Kaygı Ölçeği puan ortalaması 48,61 +/- 11,42; Sürekli Kaygı Ölçeği puan ortalaması 43,67 +/- 8,49; Prenatal Bağlanma Envanteri puan ortalaması 68,08 +/- 12,35'tir. COVID-19 tanısı alındığında yaşanılan düşünce ile Prenatal Bağlanma Envanteri, Durumluluk Kaygı Ölçeği ve Sürekli Kaygı Ölçeği puan ortalamaları arasında anlamlı farklılık bulunmuştur. Ölçekler arasındaki ilişki değerlendirildiğinde durumluluk kaygı düzeyi ile süreklilik kaygı düzeyi arasında yüksek düzeyde, pozitif yönlü, anlamlı (r=0,849; p<0,001); prenatal bağlanma ile süreklilik kaygı düzeyi arasında oldukça düşük ve negatif bir korelasyon (r= -0,154; p=0,010) olduğu belirlenmiştir. SONUÇ: Gebelerin durumluluk ve sürekli kaygı düzeyleri yüksek, prenatal bağlanma düzeyleri ise orta düzeydedir. COVID-19 tanısı alma durumu, kaygı ve bağlanma üzerinde anlamlı etkiler göstermiştir. Kaygı düzeyleri arttıkça prenatal bağlanmanın azaldığı belirlenmiştir. Gebelikte kaygıyı azaltmaya yönelik psikososyal destek ve danışmanlık hizmetlerinin güçlendirilmesi önerilmektedir.