DEPRESYON TANILI İLAÇ KULLANMAYAN KADINLARDA EMOSYONEL YANITLAR VE EMOSYON DÜZENLEME

Damla İŞMAN HAZNEDAROĞLU, İbrahim SUNGUR, Ali Saffet GÖNÜL

Nöropsikiyatri Arşivi - 2026;63(1):393-401

Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi, İzmir

 

Giriş ve Amaç: Majör depresif bozukluk (MDB), olumsuz emosyonlarda artış ve olumlu emosyonlarda azalma ile karakterizedir ve bu durum emosyon düzenlemede bozulmalara yol açar. Bu çalışmada, ilaç kullanmayan depresyon tanılı kadınlarda pozitif ve negatif görsel uyaranlara verilen emosyonel yanıtlar sağlıklı kontrollerle karşılaştırılmış ve bu yanıtların emosyon düzenleme stratejileri ile ilişkisi incelenmiştir. Yöntem: Çalışmaya, majör depresif bozukluk tanısı almış, ilaç kullanmayan 46 kadın hasta ile yaş ve eğitim düzeyine göre eşleştirilmiş 40 sağlıklı kadın dâhil edilmiştir. Katılımcılara yapılandırılmış klinik görüşme (SCID) uygulanmış; Beck Depresyon Ölçeği (BDÖ), Beck Anksiyete Ölçeği (BAÖ) ve Emosyon Düzenleme Ölçeği (EDÖ) doldurulmuştur. Uluslararası Duygusal Resim Sistemi'nden (IAPS) seçilen görsellerle tasarlanmış iki blok dizayn sunumu sırasında altı temel emosyon (üzüntü, tiksinti, öfke, korku, mutluluk, şaşırma) değerlendirilmiştir. Emosyonel yanıtların şiddeti yinelemeli ölçümler için varyans analizi (ANOVA) ile, başlangıç skorları, menstrüel dönem ve uyaran sırası kovaryant alınarak analiz edilmiştir. Bulgular: Hastalar deney boyunca sağlıklılara göre ortalama daha yüksek üzüntü (F=56,6, p<0,001), tiksinti (F=22,3, p<0,001), öfke (F=31,4, p<0,001), korku (F=48,7, p<0,001) ve şaşırma (F=6,7, p=0,01) düzeyleri; daha düşük ortalama mutluluk düzeyi (F=47,4, p<0,001) bildirmiştir. Başlangıç emosyon skorları kovaryant alındığında, depresyon grubunda negatif uyaranlara karşı tiksinti (F=11,7, p=0,001), öfke (F=4,3, p=0,04) ve korku (F=14,6, p<0,001) tepkileri daha yüksek bulunmuştur. Üzüntü ve şaşırma yanıtlarında grup farkı gözlenmemiştir. Dahası, pozitif uyaranlara karşı verilen emosyonel yanıtlar, mutluluk dâhil, her iki grupta benzer bulunmuştur. Sonuç: Çalışmamız, depresyonda genellenmiş bir "emosyon bağlamı duyarsızlığı" hipotezinden ziyade, emosyona özgü bir düzensizliğin bulunduğunu göstermektedir.