Irmak OCAK, Hilal TÜRKOĞLU BOYNUYOĞUN, Ezgi ATİK
Yeditepe Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi Dergisi - 2026;22(1):58-65
Derin kapanış, üst ve alt kesici dişler arasında artmış dikey kapanış olarak tanımlanır ve oldukça yaygın görülen, aynı zamanda başarılı bir şekilde tedavi edilmesi zorlayıcı olan maloklüzyonlardan biridir. Derin kapanış, fonksiyonel sınırlamalara yol açabilen, temporomandibular eklem hastalığına neden olabilen ve periodontal dokuların sağlığını etkileyebilen predispozan faktörlerden biri olarak kabul edilmektedir. Derin kapanışın düzeltilmesi; arka dişlerin ekstrüzyonu, ön dişlerin intrüzyonu veya her ikisinin kombinasyonu ile sağlanır. Tedavi seçimi, derin kapanışın etiyolojisine, beklenen büyüme miktarına, vertikal boyuta, dişlerin yumuşak doku yapılarıyla ilişkisine ve oklüzal düzlemin istenilen konumuna bağlıdır. Birçok faktörden etkilenen derin kapanış tedavi mekanikleri oldukça çeşitlidir. Günümüzde ortodontik tedavilerde şeffaf plakların kullanımının artmasıyla birlikte, derin kapanışın düzeltilmesine yönelik uygulanan mekaniklerde, diğer tüm tedavi mekaniklerinde olduğu gibi, bazı değişiklikler meydana gelmiştir. Ayrıca, derin kapanışın düzeltilmesinde tercih edilen intrüzyon teknikleri, tedavi sonrası stabiliteyi doğrudan etkileyebilmektedir. Bu nedenle, tedavi sürecinde kullanılan mekaniklerin etkinliği ve uzun dönem sonuçları da dikkate alınmalıdır. Bu derlemenin amacı, derin kapanış vaka-larında alt kesici diş intrüzyonu uygulamalarına genel bir bakış sunmak ve en uygun tedavi seçeneğinin belirlenmesinde yol gösterici olmaktır.