DERİN VEN TROMBOZU TEDAVİSİNDE DÜŞÜK MOLEKÜL AĞIRLIKLI HEPARİNİN ETKİNLİĞİ

UĞURSAY KIZILTEPE, LEVENT OKTAR, GÖKSEL ERGÜL, İLKAR GELİŞEN

Turkish Journal of Vascular Surgery - 2003;12(3):15-20

Dr. Muhittin Ülker Acil Yardım ve Travma Hastanesi, Kalp Damar Cerrahisi Kliniği, ANKARA

 

Amaç: Bu çalışma ile akut derin ven trombozunun tedavisinde düşük molekül ağırlıklı heparin kullanımının standart heparin kullanımı ile güvenilirlik ve etkinlik açısından kıyaslanması amaçlandı. Yöntem: Semptomatik derin ven trombozu olan 68 hasta doppler USG ile tanı konulmasını takiben akut dönemde, hastaların ağırlıklarına göre, subkutan sabit doz düşük molekül ağırlıklı heparin (Grup 1, n=40) veya aPTT değerlerine göre doz ayarlaması yapılarak intravenöz standart heparin kullanılan (Grup 2, n=28) iki gruba ayrılarak, geriye dönük olarak incelendi. Hastalara eş zamanlı olarak coumadin ile oral antikoagülan tedavi başlandı ve 12 hafta boyunca devam edildi. Hastalar bir yıl boyunca, klinik bulgularında ve doppler USG lerindeki değişiklikler açısından takip edildiler. Bulgular: Standart heparin uygulanan hastalarda hastanede yatış sırasında daha sık kanama komplikasyonu gelişti (p=0.03). Her iki gruptan 2 şer hastada tekrarlayan derin ven trombozu saptandı (p>0.05). Uzun dönemde Grup 1 de 2, Grup 2 de 1 hastada kullanılan oral antikoagülana bağlı major kanama izlendi (p>0.05). Hastanede mortalite gelişmezken, 1 yıllık takip döneminde Grup 1 den 3, Grup 2 den 2 hasta kaybedildi. Uzun dönemdeki doppler USG bulgularında ulaşılan INR düzeyinin etkili olduğu izlenirken, gruplar arasında farklılık izlenmedi. Sonuç: Fiks doz, subkutan düşük molekül ağırlıklı heparin kullanımı derin ven trombozunun başlangıç tedavisinde intravenöz standart heparin infüzyonu ile eşdeğer etkinliktedir. Düşük molekül ağırlıklı heparin ile akut dönemde major kanama riski daha düşüktür. Uzun dönemde derin ven trombozuna bağlı komplikasyonlarının önlenmesi amacıyla yeterli oral antikoagülasyona ulaşılması büyük önem taşır.