DEVLET KORUMASI ALTINDAKİ ÇOCUKLARDA KANSER TANI VE TEDAVİ SÜRECİ: KLİNİK OLGU VE YASAL ÇERÇEVE

Cem ÇANAKÇI, Güney ERBAY, Sonay İNCESOY ÖZDEMİR, Melda BERBER HAMAMCI, Handan DİNÇASLAN, Nur Ayça ÇELİK, Vafa MAHARRAMOVA, Nihal Ekin DAĞ, Nubar MUSTAFAYEVA, Dilara DOĞAN, Efsun KORKMAZ SEVEN, Esin ONARICI GÜNER, Emine Bahar BİNGÖLER PEKCİCİ, Ümmühan SIRMA, Sabide Duygu UYGUN, Nurdan TAÇYILDIZ

Batı Karadeniz Tıp Dergisi - 2026;10(2):392-397

Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi, Çocuk Onkolojisi Bilim Dalı, Ankara, Türkiye

 

Çocukluk çağı kanserlerinin tedavi süreci, yalnızca tıbbi değil aynı zamanda psikososyal ve çevresel faktörlerin etkin yönetimini gerektiren karmaşık bir süreçtir. Aile katılımının sınırlı olduğu veya bulunmadığı devlet korumasındaki çocuklarda bu süreç daha fazla biyopsikososyal ve yönetsel zorluk içermektedir. Bu hasta grubunda kanser tedavisine ilişkin klinik deneyim ve literatür bilgisi sınırlıdır. Bu nedenle bildirimizde, devlet korumasındaki bir çocuk hastanın tedavi süreci üzerinden Türkiye'deki yasal düzenlemeler ve hekime düşen sorumluluklar tartışılmıştır. Devlet koruması altında yaşayan on yaşında erkek çocuk; solunum sistemi semptomları ile başvurmuş ve yapılan değerlendirmeler sonucunda T-lenfoblastik lenfoma tanısı almıştır. Kemik iliği ve santral sinir sistemi tutulumu saptanmayan hastaya COG kemoterapi protokolü başlanmış ve indüksiyon tedavisi sonunda tam yanıt elde edilmiştir. Tedavi sürecinde, refakatçi sürekliliğinin sağlanamaması, aydınlatılmış onam süreçlerinin kurumsal yapı üzerinden yürütülmesi, psikososyal destek gereksinimi ve kurum-hastane koordinasyonu gibi rutin hasta izleminde sık karşılaşılmayan güçlükler izlenmiştir. Devlet korumasındaki çocuklarda kanser tedavisi; tıbbi yaklaşımın yanı sıra yasal mevzuata hâkimiyet, sosyal hizmet birimleriyle yakın iş birliği ve multidisipliner ekip çalışmasını zorunlu kılmaktadır. Bu olgu, korunma ihtiyacı olan çocuklarda kanser tedavisinin bütüncül ve hasta merkezli bir yaklaşımla ele alınması gerektiğini vurgulamakta; pediatrik onkoloji pratiğinde bu özel hasta grubuna yönelik farkındalığın artırılmasının önemine dikkat çekmektedir.