Türk Medline
ADR Yönetimi
ADR Yönetimi

DİCLE ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ HASTANESİNDE 1999-2005 YILLARI ARASINDAKİ İNFLAMATUVAR BARSAK HASTALIKLI OLGULARININ DEĞERLENDİRİLMESİ

OZAN BALAKAN, VEYSEL KIDIR, ALİ SÜNER, KENDAL YALÇIN

Düzce Tıp Fakültesi Dergisi - 2007;9(3):26-30

Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesi İç Hastalıkları AD, Diyarbakır

 

Amaç: İnflamatuar barsak hastalığı (İBH), ülseratif kolit (ÜK) ve Crohn hastalığı (CH)’nı içeren gastrointestinal kanalın kronik inflamatuar bir hastalığıdır. Bu çalışmada, 1999-2005 yılları arasında İBH tanısı alan hastaların sosyodemografik özellikleri ve klinik özellikleri ile verilen tedavilerin incelenmesi amaçlandı. Gereç ve Yöntem: 1999-2005 yılları arasında Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesi Gastroenteroloji Kliniği’ne başvuran İBH tanısı alan hastalar retrospektif olarak incelendi. Hastaların yaş ortalaması, kadın-erkek oranı, sigara kullanımı, hastalığın tipi, hastalığın yerleşim yeri tespit edildi. Hastalarda gelişen lokal ve sistemik komplikasyonlar, uygulanan tedavi tipleri ve cerrahi tedavi nedenleri değerlendirildi. Bulgular: İnflamatuar barsak hastalığı tanısı alan 42 hastadan; 36’sı ÜK, 6’sı CH idi (p<0.0001). ÜK’ li hastaların tanı anındaki yaş ortalaması 39.6±17.6, yaş aralığı 18-71 bulundu. Erkek-kadın oranı 1.4 idi. Hastaların 23’ünde sol kolon tutulumu, 11’inde pankolit ve ikisinde proktit tablosu mevcuttu (p<0.0001). 21 hasta 5-aminosalicylate (5-ASA) bileşiği, 14 hasta 5-ASA bileşiği ve steroid, bir hasta da sadece metronidazol tedavisi alıyordu (p<0.0001). İmmünsupresif tedavi alan hasta saptanmadı. Sistemik komplikasyon olarak iki hastada eritema nodosum, beş hastada sakroileit, bir hastada primer sklerozan kolanjit, iki hastada da malign dönüşüm görüldü. Crohn hastalığı tesbit edilen altı hastanın yaş ortalaması 34.0±7.6, yaş aralığı 27-48 bulundu. Olguların tamamı erkekti. Bir hastada kolon, beş hastada ince barsak tutulumu saptandı. Sonuç: Çalışmamızda ÜK’li hastaların, CH’li hastalardan belirgin olarak fazla olduğu bulundu. ÜK’li hastalarımızda, literatür bilgileri ile uyumlu olarak hafif bir erkek predominansı mevcuttu, ancak CH hastalarımızın tamamı literatür bilgilerinden farklı olarak erkekti. Bu durumun, tüm hastalara ulaşılamamasından veya bölgesel farklılıklardan kaynaklanabileceği düşünüldü.