Veysel DOGAN, Rahşan Eyüp DOGAN
Acta Medica Alanya - 2026;10(1):56-62
Amaç: Bu tanımlayıcı kesitsel araştırma, gebelerde sosyal medya kullanımı ile prenatal bağlanma, depresyon, anksiyete ve beden algısı arasındaki ilişkileri incelemeyi amaçlamaktadır. Yöntem: Çalışma, Türkiye'nin güneyinde bir üçüncü basamak sağlık kuruluşuna başvuran 134 gebe kadın üzerinde yürütülmüştür. Veriler sosyodemografik form, Prenatal Bağlanma Envanteri (PAI), Depresyon-Anksiyete-Stres Ölçeği-21 (DASS-21) ve Beden Algısı Ölçeği (BIS) kullanılarak toplanmış, SPSS 25 programında analiz edilmiştir. Bulgular: Katılımcıların yaş ortalaması 29+/-5 yıl olup, %66,5'i çalışmamaktadır. En sık kullanılan sosyal medya platformu Instagram'dır (%49,3). Çoğunluk (%90,3) hamilelikle ilgili içerikleri takip etti ve sosyal medyayı günde 1-3 saat kullandı. Sosyal medya kullanım süresi ile PAI skorları arasında anlamlı ilişki saptanmamıştır. PAI skoru ile depresyon, anksiyete, stres ve beden algısı skorları arasında anlamlı ilişki saptanmamıştır (p>0,05). Buna karşın BIS skoru ile DASS-21 depresyon (r=0,244; p=0,004), anksiyete (r=0,174; p=0,045) ve stres (r=0,253; p=0,003) arasında pozitif yönlü anlamlı ilişkiler belirlenmiştir. Gebelikte sosyal medya kullanım süresi artan kadınlarda DASS-21 depresyon (p=0,016) ve anksiyete (p=0,009) skorları anlamlı olarak yüksek bulunmuştur. Gebelikte bilgilendirici içerikler(kanıta dayalı içerik) takip eden katılımcılarda PAI skoru(p=0,013); diğer annelerin deneyimlerini takip eden katılımcılarda ise BIS skoru(beden memnuniyetsizliği, p=0,012) istatistiksel açıdan anlamlı şekilde yüksek bulunmuştur. Sonuç: Bulgular, sosyal medya kullanımının gebelikte psikososyal iyi oluş üzerinde hem destekleyici hem de risk artırıcı bir rol oynayabileceğini göstermektedir. Sağlık profesyonellerinin gebelere yönelik danışmanlık süreçlerinde sosyal medya farkındalığı ve dijital medya okuryazarlığı bileşenlerine yer vermeleri önerilmektedir.