ZINAR APAYDIN, BATUHAN YAZICI, MUSTAFA CAN KAPLAN, TURAL MURADLI, ERSİN KADİROĞULLARI
Eskisehir Medical Journal - 2025;6(3):311-315
Giriş: Sütursüz biyoprotez kapaklar, cerrahi aort kapak replasmanında (CAVR) konvansiyonel süturlu kapaklara alternatif olarak geliştirilmiş ve özellikle yaşlı ya da yüksek riskli hastalarda operasyonel verimliliği ve postoperatif sonuçları iyileştirmeyi hedeflemiştir. Ancak ileti sistemi bozuklukları ve ritim komplikasyonlarına ilişkin endişeler devam etmektedir. Bu çalışmanın amacı, sütursuz ve konvansiyonel biyoprotez kapaklarla yapılan CAVR işlemlerinin erken ve orta dönem sonuçlarını karşılaştırmaktır. Yöntemler: Bu tek merkezli, retrospektif gözlemsel çalışmada, izole CAVR uygulanan toplam 175 hasta değerlendirildi. Hastalar sütursuz (n = 72) veya konvansiyonel süturlu (n = 103) biyoprotez kapak implantasyonu yapılanlar olarak iki gruba ayrıldı. Preoperatif özellikler, intraoperatif değişkenler ve kardiyopulmoner bypass (KPB) süresi, aort kros-klemp süresi, ritim bozuklukları, kalp pili ihtiyacı ve mortalite gibi postoperatif sonuçlar gruplar arasında karşılaştırıldı. Bulgular: Toplam 175 hastaya biyoprotez aort kapak replasmanı uygulandı; 72'si sütursuz, 103'ü ise konvansiyonel kapak aldı. Gruplar arasında başlangıç özellikleri benzer olup, yalnızca sütursuz grup NYHA sınıf III oranı anlamlı olarak daha yüksekti. Sütursuz kapak implantasyonu, anlamlı derecede daha kısa KPB ve kros-klemp süreleriyle ilişkiliydi (p<0,001). Ancak sütursuz grupta postoperatif atriyal fibrilasyon ve kalıcı kalp pili gereksinimi daha sık görüldü (p=0,009 ve p=0,037). Takip süresi sütursuz grupta daha uzun olmasına rağmen, geç dönem mortalite oranları iki grup arasında benzerdi. Sonuç: Sütursuz kapak implantasyonu operasyon süresini anlamlı şekilde azaltmakta ve özellikle yaşlı hastalarda cerrahi verimliliği artırabilmektedir. Ancak bu yöntem, postoperatif atriyal fibrilasyon ve kalıcı kalp pili gereksiniminde artış ile ilişkilidir.