Amine EKE, Soner SİNAN
Nuh'un Gemisi Sağlık Bilimleri Dergisi - 2025;2(2):54-64
Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu'nun (DEHB) patofizyolojisi, dopaminerjik ve noradrenerjik sistemlerdeki işlevsel bozukluklar ile prefrontal korteks ve serebellumda gözlenen yapısal farklılıkların yürütücü işlev ve davranış kontrolünü olumsuz etkilemesiyle ilişkilidir. Bu durum, genetik yatkınlık ve çevresel faktörlerin etkileşimine dayalı çok boyutlu bir nörogelişimsel modeli desteklemektedir. Farmasötik tedavide stimülanlar temel yaklaşım olmakla birlikte, uzun süreli kullanımları kardiyovasküler riskler ve iştah kaybı gibi yan etkilerle sınırlıdır. Beslenme ile ilgili literatür, omega-3 yağ asitlerinin sinaptik membran akışkanlığını artırarak dopaminerjik iletimi düzenlediğini ve dürtüselliği azalttığını; çinko, magnezyum ve demirin nörotransmitter sentezinde kritik rol oynayarak dikkat ve bilişsel performansı desteklediğini göstermektedir. D vitamini eksikliğinin ise nöroinflamasyon ve uyku bozuklukları aracılığıyla semptomları şiddetlendirebileceği bildirilmiştir. Ayrıca, katkı maddeleri, yapay renklendiriciler ve ultra-işlenmiş gıdaların sınırlandırılmasının hiperaktivite ve dikkatsizlik üzerinde olumlu etkiler sağlayabileceği öne sürülmektedir. Ancak, mevcut sonuçların standardize olmaması nedeniyle beslenme ve DEHB ilişkisini daha iyi anlamak için kapsamlı çalışmalar gerekmekte ve bireyselleştirilmiş müdahaleler önem kazanmaktadır. Bu derlemenin amacı, Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu'nun genetik ve çevresel etkenlerinin yanı sıra farmasötik tedavi yaklaşımları ve özellikle beslenme ile olan ilişkisini bütüncül bir çerçevede değerlendirmektir.