AHMET NALBANT, KAASİM FATİH YAVUZ
Journal of Cognitive-Behavioral Psychotherapy and Research - 2019;8(1):58-62
Psikoterapilerde düşüncelerin doğrudan ele alınması, Bilişsel Terapiler’in gelişimine kadar ihmal edilen bir konu olmuştur. Psikopatolojiye katkı sunduğu öne sürülen ve çarpıtılmış ya da irrasyonel olduğu ifade edilen bazı düşünceler, Bilişsel Terapi içerisinde doğrudan ele alınarak değiştirilmeye çalışılır ya da bu düşüncelerin alternatiflerinin bulunması hedeflenir. Psikoloji tarihindeki çeşitli gelişmeler, düşüncelerin değiştirilerek doğrudan ele alınması gibi yöntemleri tartışmaya açmıştır. Bilişsel Terapiler’in gelişimini takip eden yıllarda ortaya çıkmaya başlayan üçüncü dalga psikoterapiler, düşüncelerin psikoterapilerde farklı şekillerde ele alınmasını mümkün kılmıştır. Düşüncelerin içeriklerine odaklanmak yerine, düşüncelere mesafe alma ve düşüncelere bakma gibi becerilerin gelişmesinin hedeflendiği bu psikoterapilerden kuramsal ve bilimsel desteği en önde gelen psikoterapi ekolu olan Kabul ve Kararlılık Terapisi (ACT), düşünceleri hatalı ya da çarpıtılmış olarak değerlendirmez. Kökenlerini aldığı felsefi yaklaşım olan ’İşlevsel Bağlamsalcılık’tan hareketle ACT, düşünceleri bağlı bulundukları bağlamda ne işlevleri olduğuna göre değerlendirir. Bu bakış açısıyla ACT, kişinin takip etmesinin çeşitli bağlamlarda işe yaramadığı düşüncelerine mesafe almasını kolaylaştırmak adına ’ayrışma’ tekniklerini kullanır. Bu yazıda ACT’te kullanılan bu ayrışma tekniklerinin kuramsal arka planı, klinik kullanımı ve ampirik desteklerine dair bilgileri özetlemeye çalışacağız.