DİREKT ETKİLİ ORAL ANTİKOAGÜLAN KULLANAN ATRİYAL FİBRİLASYON HASTALARINDA KANAMA RİSK SKORLARININ KARŞILAŞTIRILMASI: BİR GERÇEK YAŞAM ÇALIŞMASI

Yusuf İNCİ, Hasan Ali BARMAN, Doğaç OKŞEN, Ömer DOĞAN, Abdullah Ömer EBEOĞLU, Sercan ÇAYIRLI, Mehmet Rasih SONSÖZ, Mehmet Nail BİLEN, Sait Mesut DOĞAN

Koşuyolu Heart Journal - 2026;29(2):114-120

Department of Cardiology, Başakşehir Çam and Sakura City Hospital, İstanbul, Türkiye

 

Amaç: Direkt etkili oral antikoagülan (DOAK) tedavisi alan atriyal fibrilasyon (AF) olgularında kanama komplikasyonları ciddi bir klinik sorun teşkil etmeyi sürdürmektedir. Bu araştırmanın temel hedefi, söz konusu hasta grubunda kanama riskini tahmin etmek amacıyla kullanılan farklı skorlama araçlarının öngörü doğruluklarını birbirleriyle kıyaslamaktır. Yöntem: Çalışma kapsamında AF tanısı taşıyan ve DOAK (apiksaban, dabigatran, edoksaban veya rivaroksaban) kullanan 447 birey incelenmiştir. Hastane veritabanı taranarak katılımcıların ORBIT, ATRIA ve HEMORR2HAGES skorları geriye dönük olarak hesaplanmıştır. Araştırmanın birincil sonlanım noktası, klinik olarak anlamlı minör veya majör kanamaların meydana gelmesi olarak tanımlanmış ve risk skorlarının bu olayları ne derece doğru öngörebildiği analiz edilmiştir. Bulgular: Çalışma grubunun yaş ortalaması 75,6+/-10,1 yıl olarak saptanmış ve popülasyonun büyük bir kısmını kadın hastalar (%62,2) oluşturmuştur. Bir yıllık izlem periyodu içerisinde 30 olguda (%6,7) en az bir kez majör kanama tablosu gelişmiştir. Majör kanama olaylarını tahmin etme açısından HEMORR2HAGES, ATRIA ve ORBIT modellerinin doğruluk payları arasında istatistiksel yönden belirgin bir ayrım tespit edilmemiştir. Yapılan çok değişkenli analizler sonucunda; kalp yetersizliği varlığı (OR: 2,028, p=0,009), kanama geçmişi (OR: 3,101, p=0,019), anemi (OR: 0,366, p=0,049) ile birlikte yüksek HEMORR2HAGES (OR: 1,535, p=0,006) ve ORBIT (OR: 1,849, p<0,014) skorlarının kanama açısından bağımsız risk faktörleri olduğu saptanmıştır. Sonuç: Elde edilen veriler ışığında, HEMORR2HAGES ve ORBIT skorlarının gelecekteki kanama riskini belirlemede bağımsız öngörücüler olarak işlev görebileceği anlaşılmıştır. Bu araçların günlük kardiyoloji pratiğine entegre edilmesi, hekimlerin klinik karar alma süreçlerine katkı sağlayarak antikoagülan kullanan hastaların genel yönetimini ve klinik gidişatını iyileştirebilir.