Barış Kocaoğlu, Müge Kıraç
TOTBİD Derleme Dergisi - 2026;25(3):258-265
Sporcularda dirsek çevresi yaralanmaları en sık tekrarlayı - cı mikrotravmalar, ani yüklenmeler veya travmatik temaslar sonucunda ortaya çıkar. Yaralanma mekanizması büyük ölçü - de yapılan sporun biyomekanik gereksinimleri ve yüklenme paternleriyle ilişkilidir. Dirsek yaralanmalarının görülme sıklığı spor branşına, sporcunun yaşına ve maruz kalınan yüklenme tipine göre değişkenlik gösterir. Sporcularda dirsek yaralan - malarının tanısında ayrıntılı öykü ve fizik muayene temel basa - maktır. Yaralanmanın mekanizması, semptomların başlangıcı, sporcunun branşı ve performans düzeyi tanısal süreci yönlendi - rir. Fizik muayenede eklem hareket açıklığı, palpasyonla hassas noktalar, instabilite bulguları, kas gücü ve nörovasküler durum dikkatle değerlendirilmelidir. Görüntüleme yöntemleri, klinik bulgular doğrultusunda seçilmelidir. Direkt grafiler kemik yapı, eklem uyumu ve kırıkların değerlendirilmesinde ilk basamaktır. Manyetik rezonans görüntüleme, ligament, tendon ve kıkırdak yapılarının değerlendirilmesinde altın standarttır. Bilgisayarlı tomografi karmaşık kırıkların ve eklem içi kemik patolojilerinin detaylı değerlendirilmesinde tercih edilirken, ultrasonografi seçilmiş olgularda dinamik değerlendirme ve yüzeyel tendon patolojilerinde kullanılabilir. Tedavi yaralanmanın tipi, şiddeti, sporcunun yaşı, aktivite düzeyi ve spora dönüş beklentisi göz önünde bulundurularak planlanmalıdır. Birçok dirsek yaralan - masında konservatif tedavi ilk basamak olarak tercih edilir. Aktivite modifikasyonu, ağrı kontrolü, erken kontrollü hareket ve yapılandırılmış rehabilitasyon programları tedavinin teme - lini oluşturur. Cerrahi tedavi, instabiliteye yol açan ligament yaralanmaları, tam kat tendon yırtıkları veya konservatif teda - viye yanıt vermeyen olgularda gündeme gelir. Cerrahi yakla - şımın temel amacı eklem stabilitesini yeniden sağlamak, ana - tomik yapıları onarmak ve sporcunun güvenli bir şekilde önce fonksiyonel aktivitelere, ardından spora dönüşünü mümkün kılmaktır. Tedavi seçimi her zaman bireyselleştirilmeli ve uzun dönem fonksiyonel sonuçlar gözetilerek planlanmalıdır.