DİŞ HEKİMLİĞİ STAJYERLERİNDE STRES VE KİŞİLİK DİNAMİKLERİ: ENNEAGRAM TEMELLİ BİR ANALİZ

Merve BİLMEZ SELEN

Selcuk Dental Journal - 2026;13(1):41-46

Inonu University, Faculty of Dentistry, Department of Pedodontics, Malatya, Türkiye

 

Amaç: Bu çalışma, Türk diş hekimliği öğrencileri arasında kişilik tipleri ile algılanan stres düzeyleri arasındaki ilişkiyi araştırmayı amaçlamaktadır. Çalışma ayrıca stres kaynaklarını, cinsiyetin ve sosyoekonomik faktörlerin rollerini, kişilik özelliklerine bağlı stres farklılıklarını incelemektedir. Diş hekimliği eğitimi; akademik, klinik ve kişisel talepler nedeniyle oldukça stresli bir süreçtir. Enneagram modeliyle tanımlanan kişilik özelliklerinin, stres algısı ve başa çıkma becerileri üzerinde önemli etkileri vardır. Gereç ve Yöntemler: Araştırmaya bir Türk üniversitesinden 4. ve 5. sınıfta öğrenim gören 233 diş hekimliği öğrencisi (107 kadın, 126 erkek) katılmıştır. Veriler, Dental Ortam Stresi (DES) Anketi ve Enneagram Kişilik Tipi Anketi kullanılarak toplanmıştır. İstatistiksel analizler SPSS programı kullanılarak; ANOVA, t-testi ve lojistik regresyon analizleri ile gerçekleştirilmiştir. Bulgular: Öğrencilerin ortalama DES puanı 3,02+/-0,50 olarak bulunmuştur. En büyük stres kaynakları "bir dersten kalma korkusu" ve "sınavlar" olarak belirlenmiştir. Kadın öğrencilerin stres puanları (3,08), erkek öğrencilere (2,97) kıyasla daha yüksek olsa da fark istatistiksel olarak anlamlı bulunmamıştır (p = 0,076). Sosyoekonomik düzeyle stres arasında marjinal bir artış gözlenmiş, ancak bu ilişki de anlamlı değildir (p = 0,295). P1 (Mükemmeliyetçi) kişilik tipine sahip öğrenciler en yüksek stres puanına (DES = 3,31) sahipken, P5 (Araştırmacı), P7 (Coşkulu) ve P9 (Uyumlu) tipleri daha düşük stres düzeyleri göstermiştir. Sonuç: Diş hekimliği öğrencilerinde stres düzeyleri kişilik tiplerine göre değişmektedir; özellikle mükemmeliyetçi bireyler daha yüksek stres yaşamaktadır. Cinsiyetin ve sosyoekonomik düzeyin etkisi sınırlıdır. Diş hekimliği eğitim programlarında, kişiye özel stres yönetim stratejileri, ruh sağlığı desteği ve kişilik temelli müdahaleler önerilmektedir. Gelecekteki çalışmaların, bulguların genellenebilirliğini artırmak için çok merkezli olarak yürütülmesi önerilir.