Türk Medline
ADR Yönetimi
ADR Yönetimi

DİYABETİK AYAK ÜLSERİNİN SONUÇLARINI TAHMİN ETMEDE WAGNER, PEDİS VE TEXAS SINIFLANDIRMA SİSTEMLERİNİN PROSPEKTİF KARŞILAŞTIRMALI DEĞERLENDİRİLMESİ

İsmail Sezikli, Ramazan Topcu, Emre Demir, Murat Kendirci

Hitit Medical Journal - 2025;7(3):358-368

Hitit University Faculty of Medicine, Department of General Surgery, Çorum, Türkiye

 

Amaç: Bu çalışma, diyabetik ayak ülseri (DAÜ) hastalarında tedavi sonuçlarını ve ampütasyon riskini öngörmede Wagner, PEDIS ve Texas sistemlerinin etkinliğini karşılaştırmayı amaçlamaktadır. DAÜ ile ilişkili yüksek morbidite ve mortalitenin göz önüne alındığında, doğru prognostik araçlar yönetimi yönlendirmek ve uzuv kaybını azaltmak için hayati öneme sahiptir. Materyal ve Yöntem: 2018-2020 yılları arasında Hitit Üniversitesi Tıp Fakültesi'nde DAÜ tanısı konmuş toplam 121 hasta prospektif gözlemsel kohort çalışması olarak dahil edildi. Toplanan veriler arasında demografik bilgiler, yara özellikleri, ayak bilek-brakiyal indeks (ABI), radyolojik bulgular, nöropati durumu ve laboratuvar sonuçları bulunuyordu. Hastalar Wagner, PEDIS ve Texas sistemlerine göre sınıflandırıldı. Sınıflandırma sonuçları ile iyileşme ve ampütasyon gibi klinik sonuçlar arasındaki ilişki istatistiksel yöntemlerle analiz edildi ve anlamlılık p<0,05 olarak kabul edildi. Bulgular: PEDİS sistemi, 7.5 eşik değeriyle iyileşme ve ampütasyon durumlarını etkili şekilde ayırt etti. Wagner sınıf 4 ve üzeri, anlamlı şekilde daha yüksek ampütasyon riskini öngördü (AUC=0.728; p<0.001). ABI <0.9 olan hastalarda ampütasyon oranı %50,9 iken, ABI >=0.9 olanlarda bu oran %23,5 olarak bulundu. Nötrofil-lenfosit oranı enfeksiyon ve daha yüksek ampütasyon riski ile ilişkiliydi. Erkek cinsiyet, ileri yaş ve yüksek nötrofil-lenfosit oranları, uzuv kaybı olasılığını artırdı. Sonuç: PEDIS, iyileşme ile ampütasyon arasındaki ayrımı daha iyi yaparken, Wagner ampütasyon riskini daha iyi öngördü. Düşük ABI ve yüksek nötrofil-lenfosit oranı kötü sonuçlarla ilişkiliydi. Çalışma, klinik ve laboratuvar parametrelerini içeren, uluslararası geçerliliği olan kapsamlı bir sınıflandırma sistemine ihtiyaç olduğunu vurgulamaktadır; böylece hasta yönetimi optimize edilip amputasyon oranları azaltılabilir.