Türk Medline
ADR Yönetimi
ADR Yönetimi

DİYABETİK HASTALARDA ATRİYAL FİBRİLASYON RİSKİNİN PLASMA ATEROJENİK İNDİKS KULLANILARAK DEĞERLENDİRİLMESİ

Alperen TAŞ, Muhammet Salih ATEŞ, Çağatay TUNCA

MN Kardiyoloji Dergisi - 2025;32(4):148-155

Ahi Evran Üniversitesi Tıp Fakültesi Kardiyoloji Ana Bilim Dalı, Kırşehir

 

Amaç: Atriyal fibrilasyon (AF), diabetes mellitusta (DM) sık görülür ve elektriksel, yapısal, metabolik değişiklikleri yansıtır. Plazma aterojenik indeksi (PAI); log?? [Trigliserid (TG)/ Yüksek yoğunluklu lipoprotein kolesterol (HDL-C)], yüksek TG ve düşük HDL kolesterolün birlikte değerlendirilmesini sağlar. Bu çalışmada, PAI'nin DM hastalarında AF ile bağımsız ilişkisini ve ayırt edici değerini araştırdık. Gereç ve Yöntem: Tek merkezli, geriye dönük, vaka-kontrol çalışmasında kardiyoloji polikliniğine başvuran 372 DM hastası değerlendirildi (AF=101, SR=271). Ekokardiyografi ile sol atriyum (LA) çapı ve sol ventrikül ejeksiyon fraksiyonu (LVEF) ölçüldü. Rutin lipitlerden PAI hesaplandı. Lojistik regresyon ve alıcı işlem karakteristiği (ROC) analizi yapıldı. Bulgular: AF grubunda glukoz, HbA1c, düşük yoğunluklu lipoprotein kolesterol (LDL-K), TG ve PAI daha yüksek, HDL-K daha düşüktü; LA çapı daha genişti. Çok değişkenli analizlerde PAI (OR: 6,46; %95 GA: 2,33-17,93), LA çapı (OR: 1,99) ve HbA1c (OR: 1,18) AF ile bağımsız ilişkili bulundu. ROC analizinde PAI için eğrialtında kalan alan (AUC ) 0,617, en uygun eşik 0,29 (duyarlılık %60, özgüllük %64) saptandı. Sonuç: PAI, DM hastalarında AF ile bağımsız ilişkili olup, klinik açıdan anlamlı ayırt edici güce sahiptir. Basit ve düşük maliyetli bir parametre olarak risk değerlendirmesinde kullanılabilir. Bulguların doğrulanması için ileriye yönelik, çok merkezli çalışmalara ihtiyaç vardır.