Türk Medline
ADR Yönetimi
ADR Yönetimi

DİYALİZ HASTALARINDA YÜKSELMİŞ KADMİYUM DÜZEYLERİ VE BUNLARIN İNFLAMASYON, OKSİDATİF STRES VE MALNÜTRİSYON İLE İLİŞKİSİ

Kürşad ÖNEÇ, Yasemin ERTEN, Özge Tuğçe PAŞAOĞLU, Fatma AYERDEN EBİNÇ, Gülay ULUSAL OKYAY, Salih İNAL, Hatice PAŞAOĞLU, Serpil Müge DEĞER

Düzce Tıp Fakültesi Dergisi - 2025;27(3):346-351

Department of Nephrology, Düzce University Faculty of Medicine, Düzce, Türkiye

 

Amaç: Bu çalışmanın amacı, hemodiyaliz (HD) ve periton diyalizi (PD) hastaları ile sağlıklı bireyler arasında kandaki kadmiyum (Cd) düzeylerini karşılaştırmak ve Cd düzeylerinin inflamatuar, oksidatif ve beslenme belirteçleri ile ilişkisini değerlendirmektir. Gereç ve Yöntemler: Bu kesitsel çalışmaya 61 diyaliz hastası (31 HD, 30 PD) ve 15 sağlıklı kontrol dahil edilmiştir. Tam kan Cd düzeyleri atomik absorbsiyon spektrometrisi ile ölçülmüş ve hemoglobin düzeyine göre düzeltilmiştir (cCd). Serum interlökin-6 (IL-6), yüksek duyarlılıklı C-reaktif protein (hs-CRP), malondialdehit (MDA) ve ileri oksidasyon protein ürünleri (AOPP) inflamasyon ve oksidatif stresin göstergeleri olarak analiz edilmiştir. Bulgular: Hem HD hem de PD hastalarında, tam kan Cd ve cCd düzeyleri, sağlıklı kontrollere kıyasla anlamlı derecede yüksekti (sırasıyla, p=0,021 ve p=0,001), ancak iki diyaliz yöntemi arasında anlamlı bir fark saptanmamıştır. Korelasyon analizlerinde Cd düzeylerinin inflamasyon ve oksidatif stres belirteçleri olan IL-6 (rs=0,338, p=0,003), hs-CRP (rs=0,464, p=0,001), MDA (rs=0,464, p=0,001) ve AOPP (rs=0,454, p=0,001) ile pozitif yönde korelasyon gösterdiği belirlenmiştir. Buna karşılık, cCd düzeylerinin serum albümin konsantrasyonları ile negatif yönde anlamlı korelasyon gösterdiği saptanmıştır (rs=-0,454, p=0,001). Sonuç: Cd birikimi, tedavi yönteminden bağımsız olarak diyaliz hastalarında belirgin şekilde artmıştır ve bu sistemik inflamasyon, oksidatif hasar ve bozulmuş beslenme durumu ile yakından ilişkilidir. Çevresel Cd maruziyeti, kronik böbrek hastalığında (KBH) olumsuz klinik sonuçlara katkıda bulunan yeterince tanınmamış bir faktör olabilir ve Cd yükünü azaltmaya yönelik önleyici stratejiler, bu hasta grubunda prognozu iyileştirmeye katkı sağlayabilir.