VEYSEL DİNLER, ŞAKİR ŞAHİN, ÇETİN LÜTFİ BAYDAR
Adli Bilimler Dergisi - 2007;6(2):50-57
Ülkemiz bulunduğu coğrafya itibarı ile başta deprem olmak üzere çeşitli doğal afetler ile karşılaşmaktadır. Büyük bir çoğunluğunun can kaybına neden olduğu doğal afetlerde yaklaşık 100 yıllık bir süre zarfında 350.000 bina tamamen çökmüş ya da ağır hasar görmüş, 80.000'in üzerinde insanımız hayatını kaybetmiştir. Doğal afetler neticesinde dünya çapında sadece 2002 yılında 11.000 insan hayatını kaybetmiş ve 55 milyar Amerikan Doları maddi kayıp meydana gelmiştir. Yaşanan doğal afetler sonrası, arama kurtarma ile ilgili önemli bilgi birikimleri oluşmuş ve teknolojik ilerlemeler sağlanmıştır. Felaket kurbanlarının aranması ve kurtarılmasına yönelik olarak; coğrafi bilgi sistemleri, görme-duyma cihazları, jeoradar (Ground Penetration Radar: GPR) ve afet türüne göre çeşitli jeofiziksel yöntemler kullanılmaktadır. Bu yöntemlerin kullanılması sayesinde deprem, çığ, heyelan, sel gibi afetlerde daha fazla insanın sağ kurtarılması ya da kayıpların yerlerinin belirlenmesi mümkün olmaktadır. 17 Ağustos 1999 Gölcük depreminde çok sayıda cesedin enkaz ile birlikte denize döküldüğü yönündeki haberler, toplum üzerinde olumsuz etkiler bırakmıştır. Yüzlerce insan kayıp olarak değerlendirilmiştir. Doğal afetlerin yanı sıra, insan ve teknoloji unsurlu facialarda toplu ölüme maruz kalmış bireylerin adli ve tıbbi kimliklerinin kesin olarak tespit edildikten sonra defnedilmesi esastır. Felaket kurbanlarının kimliklendirilmesi (Disaster Victim Identification: DVI), sosyolojik açıdan önemli olduğu kadar, bireyin ölümünden kaynaklanan hukuki problemlerin çözümü için de gereklidir.