Hatice Gül ÖZTAŞ, Esra SABANCI BARANSEL, Melek Nur KEÇELİ
İstanbul Gelişim Üniversitesi Sağlık Bilimleri Dergisi - 2026;30():614-629
Amaç: Bu çalışmanın amacı, doğum sürecinde uygulanan sentetik oksitosin kullanımı ile doğuma müdahale oranları, maternal kaygı düzeyi ve yenidoğan stres düzeyi arasındaki ilişkileri incelemektir. Yöntem: Analitik kesitsel tasarıma sahip bu araştırmaya 300 postpartum kadın dahil edilmiş; katılımcılar sentetik oksitosin uygulananlar (n=197) ve uygulanmayanlar (n=103) olarak iki gruba ayrılmıştır. Veriler; Tanımlayıcı Bilgi Formu, Doğum Süreci Gözlem Formu, Durumluk Anksiyete Envanteri (STAI) ve Yenidoğan Stres Ölçeği (YSÖ) kullanılarak toplanmıştır. Olası karıştırıcı faktörler kontrol edilerek bağımsız ilişkileri değerlendirmek amacıyla çok değişkenli regresyon analizleri uygulanmıştır. Bulgular: Düzeltilmemiş analizlerde, sentetik oksitosin uygulanan grupta fundal bası, plasental retansiyon ve epizyotomi oranları anlamlı düzeyde daha yüksek bulunmuştur (p<0,05). Bu gruptaki kadınların STAI skorları (51,43+/-3,39 vs. 50,11+/-3,54, p=0,040) ve yenidoğan stres düzeyleri (p=0,002) anlamlı derecede yüksek saptanmıştır. Çok değişkenli lojistik regresyon analizinde, olası karıştırıcı faktörler kontrol edildikten sonra sentetik oksitosin uygulamasının epizyotomi (OR=2,04, 95% CI: 1,02 -4,00, p=0,042) ve plasental retansiyon (OR=7,14, 95% CI: 1,49 -33,33, p=0,014) ile anlamlı ilişkisi devam etmiştir. Ancak, maternal kaygı (p=0,077) ve yenidoğan stresi (p=0,052) için kurulan çok değişkenli doğrusal regresyon modelleri genel olarak istatistiksel anlamlılığa ulaşamamıştır; bu durum ilgili değişkenlerin oksitosin uygulamasıyla bağımsız bir ilişki göstermediğine işaret etmektedir. Sonuç: Çalışma bulguları, sentetik oksitosin uygulamasının epizyotomi ve plasental retansiyon gibi belirli doğuma müdahale oranlarındaki artış ile ilişkili olabileceğini göstermektedir. Ancak genel model sınırlılıkları nedeniyle, sentetik oksitosinin maternal kaygı ve yenidoğan stresi üzerindeki bağımsız ilişkilerine dair bulgular ihtiyatla yorumlanmalıdır. Doğum yönetiminde gereksiz tıbbi müdahalelerden kaçınılması ve bireyselleştirilmiş, kanıta dayalı yaklaşımların benimsenmesi önerilmektedir.