Türk Medline
ADR Yönetimi
ADR Yönetimi

DOĞUM SIRASININ GÖLGESİNDE: AFEKTİF MİZAÇ, ALGILANAN EBEVEYN TUTUMLARI VE MADDE KULLANIM BOZUKLUKLARI

MUSTAFA DANIŞMAN , GAMZE ZENGİN İSPİR, KÜBRA SEZER KATAR, HÜLYA ÇITAK

Ankara Eğitim ve Araştırma Hastanesi Tıp Dergisi - 2024;57(3):129-136

 

Amaç: Kişilik gelişiminde, bireylerin mizaç özelliklerinin yanı sıra anne baba tutumları ve doğum sıraları önemli bir rol oynamaktadır. Mizaç özellikleri, doğum sıraları ve algıladıkları anne-baba tutumları, bireylerin madde kullanımlarını ve bu davranışı sürdürmelerini etkileyebilir. Bu çalışmada, Adler’in doğum sırası teorisinin, bireylerin mizaç özellikleri ve algılanan anne baba tutumları ekseninde madde kullanım bozukluklarıyla (MKB) ilişkisinin araştırılması planlanmıştır. Gereç ve yöntem: Çalışmaya, XXX Hastanesi Alkol ve madde bağımlılığı tedavi merkezine başvuran 37 MKB tanılı hasta ve 37 madde kullanımı olmayan kardeşi dahil edilmiştir. Katılımcıların mizaç özellikleri ve ebeveyn tutumları Temperament Evaluation of Memphis, Pisa, Paris, San Diego Autoquestionaire (TEMPS-A Mizaç Ölçeği) ve Kısaltılmış Algılanan Ebeveyn Tutumları Ölçeği-Çocuk Formu (KAET-Ç) kullanılarak değerlendirilmiştir. Veri analizinde, bağımsız örneklemler t-testi, tek yönlü varyans analizi, Spearman korelasyon katsayısı ve ikili lojistik regresyon analizi uygulanmıştır. Bulgular: MKB tanılı bireylerin depresif, siklotimik, irritabl ve anksiyöz mizaç düzeylerinin kardeşlerine göre anlamlı derecede yüksek (p < 0.05) olduğu ve algılanan reddedici ebeveyn tutumlarıyla da ilişkili olduğu bulunmuştur. Doğum sırasına göre yapılan analizlerde, tüm gruplarda siklotimik mizaç düzeylerinin ilk ve son çocuklarda daha yüksek olduğu; öte yandan, hipotezlerimizin aksine, hiçbir grupta doğum sırasıyla algılanan anne baba tutumları arasında bir ilişki olmadığı gözlemlenmiştir. Regresyon analizi sonuçlarında, en son doğan bireylerin diğerlerine göre MKB geliştirme olasılığının 5,34 kat daha fazla olduğu bulunmuştur. Sonuç: Bireylerin aile içindeki doğum sırası perspektifinden yaşadıkları zorlukların değerlendirilmesi, bağımlılık tedavisinde etkili hizmetlerin sunulmasına yardımcı olabilir. Çalışmamızda algılanan ebeveyn tutumları ile mizaç özellikleri arasında bir ilişki varken, doğum sıralarıyla böyle bir ilişkinin olmayışı, mizaç özelliklerinin doğum sırasının algılanan anne-baba tutumlarına etkisini modere edebileceğini düşündürtmektedir. Bağımlı bireylerin MKB olmayan kardeşlerine göre baskın affektif mizaç özelliklerinin, reddedici ebeveyn tutumlarıyla anlamlı ilişkili olduğu göz önünde bulundurulduğunda, ebeveyn öfke ve düşmanlığını azaltabilecek davranışsal ebeveyn eğitim programlarının yaygınlaştırılmasını öneriyoruz.