DOĞUM SONRASI DÖNEMDEKİ ANNELERDE DEPRESİF BELİRTİLERLE İLİŞKİLİ ETMENLER: TOPLUM TABANLI KESİTSEL BİR ÇALIŞMA

ÜMRAN KOLUKIRIK, HATİCE ŞİMŞEK, ALP ERGÖR

Developments and Experiments in Health and Medicine - 2019;33(1):1-8

Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi, Halk Sağlığı AD, İzmir

 

Amaç: Çalışmanın amacı Manisa’nın bir ilçesinde doğum sonrası depresyon (DSD) belirti sıklığını ve DSD belirtisi ile ilişkili etmenleri belirlemektir. Gereç ve Yöntem: Kesitsel tipteki araştırmanın evrenini Manisa İli Alaşehir İlçesi’nde 2016 yılında canlı doğum yapan kadınlar (n=1464) oluşturmaktadır. Örnek büyüklüğü 345 olarak hesaplanmıştır. Araştırmanın bağımlı değişkeni DSD belirtisi varlığıdır ve Edinburg Postpartum Depresyon Ölçeği (EPDÖ) ile belirlenmiştir. Bağımsız değişkenler sosyoekonomik, psiko-sosyal ve doğurganlığa ilişkin etmenleri içermektedir. Veri yüz-yüze görüşme yöntemi ile toplanmış ve ki-kare, t testi ve lojistik regresyon analizi ile çözümlenmiştir. Bulgular: Katılımcıların %24, 7’sinde depresif belirti saptanmıştır. DSD belirtisi görülme riski ilkokul mezunu ve altı öğrenimi olanlarda 4, 4 kat, geniş ailede yaşayanlarda 2, 8 kat, depresyon öyküsü olanlarda 3, 1 kat, premenstüel sendrom öyküsü olanlarda 4, 8 kat, eşinin desteği az olanlarda 2, 8 kat ve hayatında ciddi stres olan kadınlarda 9, 4 kat anlamlı olarak fazladır. Sonuç: Her dört kadından birinde DSD belirtisi saptanmıştır. Öğrenim düzeyinin düşüklüğü, geniş ailede yaşama, depresyon ve premenstrüel sendrom öyküsü olması, eş desteğinin olmaması, ciddi stres varlığı DSD belirti riskini arttırmaktadır. DSD değerlendirmesi birinci basamakta doğum sonu bakım yönetim rehberinde yer almakta olup, doğum sonrası izlemlerinde EDPÖ’nün rutin uygulanması önemlidir