DR. LÜTFİ KIRDAR KARTAL EĞİTİM VE ARAŞTIRMA HASTANESİ BAŞ BOYUN KANSERLERİ PROFİLİ

KAYHAN BAŞAK, YASİN SAĞLAM, AYŞE GÖKÇEN YILDIZ, MERVE BAŞAR, HANIM İSTEM KÖSE, ŞÜKRAN KAYIPMAZ, NİMET KARADAYI

Türk Patoloji Dergisi - 2015;31(2):119-125

Department of Pathology, Dr. Lütfi Kırdar Kartal Education and Research Hospital, İSTANBUL, TURKEY

 

Amaç: Baş boyun tümörleri tüm malign neoplazmların %17,6’sını oluşturmaktadır. Türkiye’deki baş boyun kanserleri insidansları ve histolojik alt tiplerine ait bilgiler sınırlıdır. Bu çalışma baş boyun kanserleri istatistiklerine genel bakışı amaçlamaktadır. Gereç ve Yöntem: Retrospektif ve deskriptif olan çalışma, Dr. Lütfi Kırdar Kartal Eğitim ve Araştırma Hastanesi Patoloji Kliniği’nde 5 yıllık zaman diliminde tanı alan, baş boyun bölgesine ait 1973 in-situ karsinom, malign ve borderline neoplazi olgusunu içermektedir. Hastalara ait nüfus bilgileri ve histopatoloji raporlarındaki bilgiler kaydedildi. Tüm tümörlere ait topoğrafi kodlaması Uluslararası Hastalıkların Sınıflandırılması-Onkoloji 2. ve 3. baskılara göre, histoloji ve davranış kodlaması 3. baskıya göre yapılmıştır. Veri kayıtları ve analizi Microsoft Excel™, 2010 versiyonu ile yapılmıştır. Bulgular: Erkek ve kadın oranı 1,03’dür. Erkeklerde en sık görülen lokalizasyonların, baş boyun tümörleri içinde ve tüm tümörler içinde dağılımı şu şekildedir; deri (melanom dışı) (%48,4-%8,2), larinks (%12,6-%2,3), tiroid (%11,1-%1,2), dudak (%7,8-%1,3) ve nazofarinks (%3,1-%0,5). Kadınlarda en sık görülen lokalizasyonların, baş boyun tümörleri içinde ve tüm tümörler içinde dağılımı şu şekildedir; tiroid (%45,3-%8,3), deri (melanom dışı) (%39,6-%7,3), dudak (%3,6-%0,6), nazofarinks (%2,2-%0,4) ve göz (%1,7-%0,3). Larinks kanserleri için erkek kadın oranı 25,2 dir. Erkeklerde ve kadınlarda en çok görülen histolojik tip ve oranları da ayrıca verildi. Sonuç: Patoloji rapor tabanlı retrospektif deskriptif epidemiyolojik çalışmamız İstanbul bölgesi baş boyun kanserleri oranlarını belirlemede göreceli değer taşımakta ve patoloji rapor-tabanlı deskriptif epidemiyolojik çalışmaların, aktif kanser kayıt bölgelerinin dışında kanser insidansı bölgesel dağılımının belirlenmesi için değerli olduğunu göstermektedir.