Türk Medline
ADR Yönetimi
ADR Yönetimi

DUKTAL HİPERPLAZİ, KARSİNOMA İN SİTU VE İNVAZİV MEME KANSERLERİNDE ER, PR, Kİ-67, P53 VE HER-2/NEU'NİN ÖNEMİ

NECMETTİN ÖZDEMİR, YAMAÇ ERHAN, OSMAN ZEKİOĞLU

Türkiye Ekopatoloji Dergisi - 2000;6(3-4):131-141

Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Patoloji AD, Bornova-İzmir

 

Giriş ve amaç: Bu çalışmada, proliferatif meme lezyonları (PML), duktal karsinoma insitu (DCIS) ve invaziv duktal karsinom (IDC) örneklerinde östrojen reseptörü (ER), progesteron reseptörü (PR), p53, c-erb-B2 ve Ki-67'nin immun dokukimyasal önemi ve bu belirleyicilerin meme kanser onkogenezisindeki yeri üzerinde duruldu. Hastalar ve yöntem: 30 proliferatif, 100 duktal karsinoma in situ ve 305 invaziv duktal karsinom tanısı almış olgulardan hazırlanan kesitlere immun dokukimyasal olarak avidin biotin-peroksidaz kompleks (ABC) yöntemi ile ER, PR, p53, c-erb-B2 ve Ki-67 uygulandı. Sonuçlar, istatiksel olarak Fisher in ki-kare testi ve one-way Anova yöntemi ile değerlendirildi. Bulgular: Proliferatif meme lezyonlarından duktal karsinoma in situya doğru gidişte kullanılan biyolojik belirleyicilerin değerlerinde belirgin bir artış saptandı. ER değerleri, PML (%4.46) ile IDC (histolojik derece 2) (%12.63) arasında anlamlı bir fark vardı (p<0.05). PR ile diğer parametreler arasındaki ilişkilere bakıldığında PML (%3.9) ile DCIS (derece 1) (%11) arasında istatiksel bir artış vardı (p<0.05). p53 değerleri PML'de (%1.2) ile IDC (nükleer derece 3) (%18.68) arasında anlamlı bir ilişki olmasına karşın diğer alt türler arasında bir ilişki saptanmadı. c-erb-B2 açısından PML (%14.16) ile DCIS (%54.48), PML ile IDC (%37.05) arasında anlamlı fark izlendi. Ki-67, PML'de (%2.3) ile IDC (%14.07), DCIS (derece 2) (%5.69) ile IDC (HD 3) (%18.37) ve IDC (HD1) (%3.83) ile IDC (HD2) (%12) arasında istatiksel olarak anlamlılık görüldü. Sonuç: PML'de cerb-B2'nin varlığı, meme kanser onkogenezisinin erken evresinde; p53'ün ise DCIS'lerde ve IDC'Iarda (HD 3) en yüksek düzeyde olması karsinogenezisin geç evresinde rol aldıklarını, ayrıca c-erb-B2 ve p53'ün yüksek dereceli DCIS'lerde yüksek oranda pozitifliği agresif davranışı göstermektedir. ER ve PR'nin karsinogenezisin gelişiminde anlamlı bir yeri olmadığı düşünülmektedir. Ki-67 değerlerinin de tümör derecesi ve progresyonu ile bağlantılı olduğu görüşüne varılmıştır.