HİLAL SERAP ARSLAN, ÖVGÜ AYDIN, SERGÜLEN DERVİŞOĞLU, DİDEM ÇOLPAN ÖKSÜZ, FATİH KANTARCI, MURAT HIZ, FAZİLET ÖNER DİNÇBAÇ, NİL MOLİNAS MANDEL
Türk Patoloji Dergisi - 2011;27(2):138-143
Amaç: Osteosarkomlar primer malign kemik tümörlerinin %20’sini oluşturmaktadır. Olguların çoğu ( %75-85) yüksek dereceli osteosarkomlardır. Nadir rastlanması, tanı güçlüğü ve farklı tedavi yaklaşımı nedeniyle retrospektif arşiv taramasıyla saptanan düşük dereceli osteosarkom olgularını sunmayı amaçladık. Gereç ve Yöntem: İ.Ü. Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Patoloji Anabilim Dalı’nda 2000-2010 yılları arası arşivinde 156 osteosarkom olgusu bulunmuştur. Bu olguların 141’i yüksek dereceli, 15’i ise düşük dereceli osteosarkom tanısı almıştır. Bulgular: Düşük dereceli osteosarkomlar, osteosarkomlar içinde %10,4’lük bir orandadır. Olguların 9’u kadın, 6’sı erkektir. Yaş dağılımı 19 ile 54 arasındadır (ortalama 33,6). Yedisi femur distali, biri tibia proksimali, biri sol el bileği, biri tibia distali, biri sağ diz yerleşimli olup 3 olgunun yerleşim yerleri bilinmemektedir. Bir olgu akciğer metastazı kayıtlıdır. Tümörler genelde orta-belirgin iğsi hücre proliferasyonu ve kollagen liflerle çevrili iyi şekillenmiş ağsı kemik trabeküllerinden yapılıdır. On üç olgu parosteal osteosarkom, bir olgu intramedüller düşük dereceli osteosarkom/fibroblastik, bir olgu ise akciğerde düşük dereceli osteosarkom metastazı tanısı almıştır. Sonuç: Düşük dereceli osteosarkomlar, tüm osteosarkomların yaklaşık %3-5’ini oluşturmaktadır. Düşük dereceli osteosarkomlar kadınlarda daha sık görülür. Olgularımızda da 9:6 oranında kadın üstünlüğü görülmüştür. Ortalama görülme yaşı 33,6 (19-54) olarak izlenmiştir. En sık yerleşim yeri olan femur distal uç olup olgularımızda da benzer özellik göstermektedir. Yüksek dereceli osteosarkomlardan farklı olarak düşük dereceli osteosarkomlarda cerrahi tedavi tek başına yeterlidir. Beklenen yaşam süresi %90-100 arasında değişmektedir. Oldukça iyi prognoza sahip bu tipin yüksek dereceli tipten ayrılması, ayırıcı tanı güçlüğü oluşturan selim lezyonlardaki örtüşmenin iyi değerlendirilmesi ve multidisipliner yaklaşımlarla hasta tanı, tedavi ve izlem planının sürdürülmesi yaşamsal önem taşımaktadır.