AYŞE TÜLAY SAYILGAN, GÜLÇİN KAMALI, DENİZ ÖZCAN, FUNDA EMRE, AYŞE HATİPOĞLU
Türk Patoloji Dergisi - 2012;28(1):67-71
Sinonazal adenokarsinomlar nadir olup barsak mukozasına benzerliğine göre ’intestinal’ ve ’nonintestinal’ olarak sınıflandırılmıştır. Bu tümörlerin, çevresel ve mesleki karsinojenler ile ilişkisi saptanmıştır. Çalışmamızda 50 yaşında yağlıboya ustası erkek hastada görülen sol orta konka ve etmoid sinüs kaynaklı nonintestinal tipte düşük dereceli sinonazal adenokarsinom olgusu tanıtılmaktadır. Mikroskopide hafif gevşek fibröz stromada, genellikle kistik dilate, bazıları ise daha küçük çaplı, sırt sırta yerleşmiş çok sayıda infiltratif özellikte glandların yanısıra, gland lümenlerine uzanım gösteren kompleks dallanmalar veya kribriform patern oluşturan papiller ve mikropapiller yapılar görüldü. Glandlar kübik/silindirik görece geniş sitoplazmalı, hafif pleomorfik, nadir mitoz içeren yuvarlak/oval nükleuslu tek sıralı epitelle döşenmişti. Alcian Blue, müsikarmen ve PAS ile intralüminal ve fokal intrasitoplazmik müsin gösterildi. İmmünohistokimyasal çalışmada tümör hücreleri nonintestinal tip ile uyumlu olarak CK7 ile yaygın ve kuvvetli pozitif, CK20 ile fokal zayıf pozitif, CDX2 ile negatifti. Miyoepitel ve tükrük bezi orijinine yönelik olarak uygulanan S-100, Aktin ve p63 negatifti. Prognostik açıdan uygulanan TTF-1 ve p53 negatif olup, Ki-67 indeksi %2 idi. Genellikle intestinal tip adenokarsinomların yüksek dereceli, nonintestinal tiptekilerin ise düşük dereceli olması, morfolojik ve immünohistokimyasal ayrıma dayanan bu sınıflamayı prognozun tahmininde değerli kılmaktadır. Primer benign ya da malign lezyonlar ile metastatik adenokarsinomdan ayrımda ise morfolojik ve immünohistokimyasal bulguların yanında klinik bulgular önem kazanmaktadır.