Türk Medline
ADR Yönetimi
ADR Yönetimi

DUYGUDURUM BELİRTİLERİYLE SEYREDEN DANDY-WALKER MALFORMASYONU

MERT BATMAZ, ZEYNEP EZGİ BALÇIK, ÜRÜN ÖZER, BURCU HAMURİŞÇİ YALÇIN, ŞAKİR ÖZEN

Nöropsikiyatri Arşivi - 2017;54(3):277-281

Bakırköy Prof. Dr. Mazhar Osman Ruh Sağlığı ve Sinir Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesi, Psikiyatri Bölümü, İstanbul, Türkiye

 

Dandy-Walker malformasyonu genişlemiş posterior fossa, dördüncü ventrikülün kistik dilatasyonu ve serebellar vermis hipoplazisi ile tanımlanmaktadır. Dandy-Walker malformasyonu olgularında gelişim geriliği ve mental retardasyona sık rastlanmaktadır. Nadiren bu malformasyona eşlik eden diğer psikiyatrik tablolardan da söz edilmektedir. Yazında Dandy-Walker sendromu ve bipolar bozukluk birlikteliğine yer veren az sayıda olgu sunumu bulunmaktadır. Bu yazıda duygudurum belirtileri gözlenen bir Dandy-Walker malformasyonu olgusu sunularak, nadir rastlanan bu malformasyonda görülebilecek psikiyatrik belirtiler ile tanı, tedavi ve izlem süreci tartışılacaktır. Koruma-tedavi amacıyla yatırılan 27 yaşındaki erkek hasta çocukluk döneminde Dandy-Walker malformasyonu tanısı almıştı. İlk yakınmaları dikkat eksikliği, davranış sorunları, öğrenme güçlükleri olan hastanın izleminde manik ve depresif dönemler tariflendi. Son dönemde uyku ihtiyacında azalma, sinirlilik ve düşünce akışında hızlanma şikayetleri olan hastanın psikiyatrik muayenesi manik dönem ile uyumluydu. Kranial BT incelemesinde bilateral ventrikülomegali, genişlemiş üçüncü ve dördüncü ventrikül ile beraber posterior fossa kisti ve serebellar hipoplazi saptanan hastanın tedavisi Aripiprazol 30 mg/gün, Valproik asit 1000 mg/gün, Ketiyapin 200 mg/ gün, Biperiden 4 mg/gün ve Paliperidon Palmitat 100 mg/ay ile yürütüldü. Serebellumun geleneksel olarak bilinen koordinasyon ve motor işlevlerin düzenleyicisi rolünün yanı sıra, giderek duygudurum düzenlenmesindeki rolü üzerinde durulmaktadır. Dolayısıyla Dandy-Walker malformasyonunda görüldüğü gibi, serebellum anomalilerinin duygudurum bozukluklarının patofizyolojisinde yer alabileceği ileri sürülmektedir. Duygudurum bozukluklukları ile serebellum arasındaki ilişkinin daha iyi anlaşılabilmesi için bu alanda kapsamlı çalışmalara gereksinim olduğu açıktır. Ayrıca bu olgularda ortaya çıkan psikiyatrik tablolarda tedaviye direnç ve potansiyel yan etkiler açısından tedavi seçeneklerinin dikkatlice gözden geçirilmesi ve erken yaşta ortaya çıkan, atipik belirtilerle seyreden, tedaviye iyi yanıt vermeyen, psikomotor gelişim geriliği ve mental retardasyona ek olarak nörolojik belirti ve bulguların da gözlendiği bipolar bozukluk olgularında ayırıcı tanı için kranial görüntülemeyi de içeren detaylı incelemelerin yapılması yarar sağlayacaktır.