Efsun Damla Altın, Ömer Fettahlıoğlu, Lut Tamam
Çukurova Tıp Öğrenci Dergisi - 2025;5(2):38-51
Duygudurum bozuklukları, toplumda sık görülen işlevselliği ve yaşam kalitesini belirgin biçimde azaltan psikiyatrik hastalıklardır. Yineleyici seyirleri ve tedaviye direnç geliştirebilmeleri nedeniyle duygudurum bozuklukları, halk sağlığı açısından giderek artan bir yük oluşturmaktadır. Son yıllarda, bu bozuklukların etiyopatogenezinde beslenme ile duygudurum arasındaki ilişki dikkat çekici bir araştırma alanı hâline gelmiştir. Güncel çalışmalar, beslenme kaynaklı inflamasyonun, mitokondriyal işlev bozukluklarının ve bağırsak-beyin ekseni ile mikrobiyota dengesinin duygudurum düzenlenmesindeki rolüne odaklanmaktadır. Bu biyolojik sistemlerdeki bozulmaların, duygudurum bozukluklarının klinik gidişini ve farmakolojik tedavilere yanıtı olumsuz etkileyebileceği bildirilmiştir. Bu doğrultuda, söz konusu mekanizmaları hedefleyen nutrisyonel ajanların yardımcı tedavi olarak kullanımı gündeme gelmiştir. Özellikle probiyotikler, prebiyotikler, omega-3 çoklu doymamış yağ asitleri, çeşitli vitaminler (folat, D, B12 vb.), çinko ve magnezyum gibi minerallerin yanı sıra S-adenozil metionin, N-asetil sistein, alfa-lipoik asit ve koenzim Q10 gibi biyolojik bileşiklerin, tedaviye katkı sağlayabileceğine ilişkin kanıtlar giderek artmaktadır. Bu derlemede, beslenme temelli ajanların duygudurum bozukluklarının tedavisindeki yeri ve etkinliği değerlendirilmiştir.