EFFERENT İŞİTME SİSTEMİN DEĞERLENDİRİLMESİNDE KONTRALATERAL DİSTORTİON PRODUCT OTOAKUSTİK EMİSYON SUPRESYONU: BİR SİSTEMATİK DERLEME

Muhammed PINAR, Özge Kale PEŞAN

Turkish Journal of Audiology and Hearing Research - 2026;9(1):7-13

KTO Karatay University, Faculty of Health Sciences, Department of Audiology, Konya, Türkiye

 

Amaç: Efferent işitme sistemi, medial olivokoklear (MOC) refleks aracılığıyla koklear amplifikasyonu düzenleyerek gürültüde konuşmayı anlama ve işitsel filtreleme süreçlerine katkı sağlar. Bu refleksin objektif değerlendirilmesinde kullanılan kontralateral distortion product otoakustik emisyon (DPOAE) supresyon testinin klinik uygulanabilirliği ve güvenilirliği literatürde tartışmalıdır. Bu sistematik derlemenin amacı, kontralateral DPOAE supresyon testinin efferent işitme sisteminin değerlendirilmesindeki klinik kullanımını incelemek ve mevcut bulgular doğrultusunda tanısal değerini ortaya koymaktır. Yöntem: 2020-2025 yılları arasında PubMed, Web of Science ve Scopus veri tabanlarında yayımlanan çalışmalar sistematik olarak taranmıştır. "contralateral suppression" ve "distortion product otoacoustic emission" anahtar kelimeleri kullanılarak yapılan tarama sonucunda tekrarlar çıkarıldıktan ve dahil edilme kriterleri uygulandıktan sonra toplam 17 özgün araştırma çalışması derlemeye dahil edilmiştir. Çalışmalar; testin klinik kullanım alanları, metodolojik özellikleri, güvenilirliği ve efferent sistem fonksiyonunu yansıtan bulgular açısından incelenmiştir. Bulgular: Dahil edilen 17 çalışmanın büyük bölümü genç erişkin popülasyonda yürütülmüştür. Sekiz çalışmada tinnitus, multipl skleroz, COVID-19, glutaric asidüri ve gürültü maruziyeti gibi durumlarda kontrol gruplarına kıyasla anlamlı derecede düşük supresyon değerleri bildirilmiştir. İki çalışmada Parkinson hastalarında supresyonun hastalık özelliklerine bağlı olarak değişebildiği gösterilmiştir. Üç çalışmada bilişsel görevler ve dikkat süreçlerinin supresyon miktarını etkileyebildiği vurgulanmış; bu bulgu MOC refleksinin top-down bilişsel mekanizmalarla modüle edilebileceğini göstermiştir. Dört çalışma testin güvenilirlik ve zamansal stabilitesini incelemiş; bazı çalışmalar yüksek test-retest güvenilirliği bildirirken, bazıları bireyler arası değişkenlik ve ölçüm tutarsızlığına dikkat çekmiştir. Çalışmaların tümünde uyaran frekansı, şiddeti ve kontralateral gürültü parametrelerinin farklı olduğu ve standart bir protokol bulunmadığı belirlenmiştir. Klinik açıdan testin; subklinik efferent disfonksiyonun erken belirlenmesi, gürültü maruziyetinin izlenmesi ve nörolojik hastalıklarda işitsel fonksiyonun değerlendirilmesi için tamamlayıcı objektif bir yöntem olabileceği vurgulanmıştır. Sonuç: Kontralateral DPOAE supresyon testi efferent işitme sisteminin değerlendirilmesinde umut verici ve non-invaziv bir yöntemdir. Ancak bireyler arası değişkenlik, metodolojik farklılıklar ve standardizasyon eksikliği testin klinik tanısal geçerliliğini sınırlamaktadır. Mevcut bulgular, testin tek başına tanısal bir araçtan ziyade tamamlayıcı bir değerlendirme yöntemi olarak kullanılabileceğini göstermektedir. Klinik kullanımının güçlendirilmesi için daha geniş örneklemlerde, standart ölçüm protokolleriyle yürütülecek ileri çalışmalara ihtiyaç vardır.