KAMİL GÖKHAN ŞEKER, YUSUF ARIKAN, YURDAGÜL ÇETİN ŞEKER, MUAMMER BOZKURT, EKREM GÜNER
Anatolian Journal of General Medical Research - 2024;34(2):177-183
Amaç: Üretra taşları tüm üriner sistem taşları arasında nadir görülür. Üretra taşlarının yönetimi ile ilgili literatürde sınırlı veri bulunmaktadır. Bu çalışmada üretra taşı tanısı alan hastalarla ilgili deneyimlerimizi literatür ışığında sunmayı amaçladık. Yöntem: Bu retrospektif çalışmaya Ocak 2017-Aralık 2020 tarihleri arasında üretral taş tanısı konulan 24 ardışık hasta dahil edildi. Demografik veriler, klinik özellikler, primer tedavi yaklaşımları, peroperatif ve postoperatif veriler analiz edildi. Bulgular: Ortalama yaşı 44±20 yıl (2-73) olan 24 hasta çalışmaya dahil edildi. Hastaların klinik prezentasyonu 14 (%58,3) hastada akut üriner retansiyon ve 10 (%41,6) hastada alt üriner sistem semptomları idi. En sık taş lokalizasyonu 13 (%54,2) hastada posterior üretra ve 11 (%45,8) hastada anterior üretra idi. Ortalama taş boyutu 10±3 (5-15) mm idi. On dört hastada daha önce geçirilmiş taş cerrahisi veya taş düşürme öyküsü vardı. İki hastaya internal üretrotomi ve bir hastaya eş zamanlı sistolitotripsi uygulandı. Cerrahi başarı taşsızlık oranı (SFR) %100 idi. Sonuç: Üretra taşları üroloji pratiğinde nadiren görülmektedir. Üretra taşlarının yönetimi belirsizdir ve kişisel deneyime bağlıdır. Üretral mukozaya minimal hasar veren minimal invaziv URS ile birlikte holimum lazer litotripsi ilk seçenek olarak düşünülmelidir.