Türk Medline
ADR Yönetimi
ADR Yönetimi

ENDOMETRİOZİSLİ HASTALARDA MALİGNİTE SPEKTRUMU: RETROSPEKTİF GÖZLEMSEL BİR ÇALIŞMA

Berivan GÜZELBAĞ, Nehir PİŞKİN, Ayşegül BESTEL, Engin ÇELİK, Hale GÖKSEVER ÇELİK

Türk Üreme Tıbbı ve Cerrahisi Dergisi - 2026;10(1):18-24

University of Health Sciences Türkiye, İstanbul Haseki Training and Research Hospital, Department of Obstetrics and Gynecology, İstanbul, Türkiye

 

Amaç: Endometriozis, üreme çağındaki kadınların yaklaşık %10'unu etkileyen ve özellikle over kanseri olmak üzere artmış malignite riskiyle ilişkilendirilen bir hastalıktır. Ancak endometriozisli hastalarda jinekolojik olmayan kanserler dahil geniş malignite spektrumuna ilişkin veriler sınırlıdır. Bu çalışmanın amacı, üçüncü basamak bir jinekoloji merkezinde izlenen endometriozisli hastaların klinik özellikleri, tedavi yaklaşımları ve malignite öykülerini değerlendirmek ve malignite öyküsü olan ve olmayan hastalar arasındaki farkları karşılaştırmaktır. Gereç ve Yöntemler: Bu retrospektif çalışma, 2012-2021 yılları arasında ileri evre (revize Amerikan Üreme Tıbbı Derneği evre III-IV) endometriozis tanısı histopatolojik veya ultrasonografik olarak doğrulanmış 191 hastayı içermektedir. Klinik veriler hasta dosyaları ve telefon görüşmeleriyle toplanmış, malignite tanıları ulusal sağlık kayıt sistemi (e-Nabız) ve patoloji raporları aracılığıyla doğrulanmıştır. Bulgular: Hastaların medyan yaşı 39 (aralık: 21-62), medyan CA-125 düzeyi 43 U/mL (aralık: 5-548) idi. Altı hastada (%3,1) malignite saptandı; medyan tanı yaşı 41 (aralık: 32-50) idi. Malignitelerin çoğu jinekolojik olmayan tipteydi (4/6, %66,7): iki papiller tiroid karsinomu, bir meme kanseri ve bir malignant meningioma. Jinekolojik maligniteler (2/6, %33,3) bir over berrak hücreli karsinomu ve eş zamanlı endometrial-meme kanseri idi. Malignite varlığı ile yaş, CA-125 düzeyi, ağrı semptomları, hormonal tedavi öyküsü veya cerrahi girişim açısından anlamlı fark saptanmadı (tümü p>0,05). Sonuç: Endometriozisli hastalarda malignite nadir (%3,1) olmakla birlikte, çoğunlukla jinekolojik olmayan kanserlerden oluşmuştur. Bu bulgu, literatürdeki over kanseri vurgusundan farklıdır. Belirgin klinik öngördürücülerin olmaması, endometrioziste kanser risk değerlendirmesinin karmaşıklığını, bu popülasyonda dikkatli klinik takibin önemini ve jinekolojik olmayan maligniteler için de kontrol gruplu prospektif çalışmalara ihtiyaç duyulduğunu göstermektedir.