Meltem Turk Alkan, Havva Erdem, Orhan Canak
ODÜ Tıp Dergisi - 2025;12(3):130-137
Endometriumun premalign ve erken invaziv lezyonlarının doğru sınıflandırılması, endometrial karsinomların önlenmesi ve etkin tedavi planlaması açısından kritik öneme sahiptir. 2020 yılı Dünya Sağlık Örgütü (WHO) sınıflaması, endometrial lezyonların tanımlanması ve terminolojisinin standartlaştırılması açısından güncel bir kaynak niteliği taşımaktadır. Bu çalışmada, farklı morfolojik özellikler gösteren üç endometrial lezyon olgusu, immünohistokimyasal verilerle birlikte değerlendirilerek tanısal süreçler v e ayırıcı tanı ölçütleri irdelenmiştir. Retrospektif olarak yürütülen bu araştırmada, kurumumuzda tanısı konulmuş üç ayrı endometrium olgusu ayrıntılı biçimde incelenmiştir. Bu olgular sırasıyla atipisiz endometrial hiperplazi, endometrial intraepitelyal neoplazi (EIN) ve FIGO Grade 1 endometrio id adenokarsinom tanılarını temsil etmekteydi. Tüm olgular hematoksilen -eozin (H&E) ile boyanmış kesitlerde mikroskobik olarak incelendi, ayrıca ayırıcı tanı amacıyla immünohistokimyasal belirteçler (PAX2, p53, p16, ER, PR, Vimentin) kullanıldı. İlk olguda benign morfolojiye sahip, gland -stroma oranı korunmuş, atipi içermeyen bir hiperplazi izlendi. İkinci olguda sınırlı alanda glandüler sıkışma, sitolojik atipi ve PAX2 ekspresyon kaybı saptanarak EIN tanısı desteklendi. Üçüncü olgu ise belirgin nükleer atipi, kribriform glandüler mimari ve artmış proliferatif aktivite bulgularıyla FIGO Grade 1 endome trioid adenokarsinom olarak değerlendirildi. Elde edilen bulgular, endometrial lezyonların ayırt edilmesinde yalnızca morfolojik değil, aynı zamanda moleküler ve immünohistokimyasal verilerin birlikte değerlendirilmesinin tanısal doğruluğu artırdığını göstermektedir. WHO 2020 sınıflaması, bu çok boyutlu yaklaşımı destekleyerek prekanseröz lezyonların erken evrede tanımlanmasını ve uygun tedavi stratejilerinin belirlenmesini mümkün kılmaktadır.