ENDOVASKÜLER AORT TAMİRİ SONRASI KALICI KESE GENİŞLEMESİNİN MORFOLOJİK VE BİYOMEKANİK BELİRLEYİCİLERİ: ENDOTENSİON VE KÜÇÜLMEYEN KESELERE ODAKLANAN BOYLAMSAL BİR ANALİZ

Lütfi Çağatay ONAR

Namık Kemal Medical Journal - 2026;14(2):203-214

Tekirdağ İsmail Fehmi Cumalıoğlu City Hospital, Clinic of Cardiovascular Surgery, Tekirdağ, Türkiye

 

Amaç: Endovasküler aort tamiri (EVAR) sonrası başarının temel ölçütü anevrizma kesesinin küçülmesidir. Ancak bazı olgularda, herhangi bir endoleak saptanmamasına rağmen kesenin büyümeye devam ettiği "endotension" tip V endoleak fenotipi gözlenmektedir. Bu çalışma, EVAR sonrası kalıcı kese genişlemesine yol açan morfolojik, biyomekanik ve sistemik faktörleri boylamsal bir perspektifle incelemeyi amaçlamaktadır. Gereç ve Yöntem: Çalışma kapsamında, EVAR uygulanan ve en az 18 ay takip edilen 41 ardışık hastanın verileri retrospektif olarak analiz edilmiştir. Bilgisayarlı tomografi anjiyografi üzerinden alınan anatomik ölçümler; yüksek duyarlılıklı C-reaktif protein (hs-CRP) düzeyi gibi biyokimyasal parametreler ve komorbidite profilleri ile karşılaştırılarak, kese genişlemesini öngördüren faktörler multivaryant lojistik regresyon modeli ile belirlenmiştir. Bulgular: Takip süresince hastaların %14,6'sında >=5 mm kese genişlemesi saptanmıştır. Yapılan analizlerde, 60 mm üzerindeki preoperatif kese çapı [olasılık oranı (OR): 3.24] ve yüksek mural trombüs yükü (OR: 2.86), kalıcı kese büyümesinin en güçlü bağımsız biyomekanik belirleyicileri olarak öne çıkmıştır. Genişleme gösteren hastalarda sistemik inflamasyonun bir göstergesi olan hs-CRP düzeylerinin belirgin şekilde yüksek olduğu ve bu hastalarda kronik obstrüktif akciğer hastalığı, obezite ve hipotiroidi gibi sistemik durumların daha sık görüldüğü tespit edilmiştir. Sonuç: Post-EVAR kese genişlemesi, sadece teknik bir yetersizlik değil; landing zone kalitesi, mural trombüs biyomekaniği ve hastanın enflamatuvar profilinin etkileşimiyle ortaya çıkan sistemik bir fenotiptir. Görünür bir sızıntı olmasa dahi, mural trombüsün basınç iletimini kolaylaştırması kesenin gerilmesine neden olabilmektedir. Bu durum, takip süreçlerinde endoleak varlığından ziyade kese hacmi ve biyomekanik risk faktörlerine odaklanan kişiselleştirilmiş stratejilerin önemini vurgulamaktadır.