Hasanali DURMAZ
Kırıkkale Üniversitesi Tıp Fakültesi Dergisi - 2025;27(3):355-359
Amaç: Bu çalışmada, nativ arteriyovenöz fistülün çalışmaması veya yetersiz diyaliz nedeniyle endovasküler tedavi uygulanan hastalarda; işlem özellikleri ile işleme ait teknik başarı, kısa dönem patensi oranları ve komplikasyonların sunulması amaçlandı. Gereç ve Yöntemler: 2012 -2018 yılları arasında nativ diyaliz fistül disfonksiyonu nedeniyle perkütan tedavi uygulanan, 26- 86 yaş aralığında (ortalama: 58,5 yaş), 54 erkek ve 42 kadın olmak üzere toplam 96 hastaya ait 114 işlem retrospektif olarak değerlendirildi. AV Fistül özellikleri, işlem tipi ve sayısı, stenoz/oklüzyon lokalizasyonu, kullanılan balon veya stent boyutları, teknik başarı, komplikasyonlar ile işlem sonrası 6 ve 12. ay primer patensi oranları kaydedildi. Bulgular: Çalışmaya dahil edilen hastalarda en sık tedavi uygulanan fistül tipi radiosefalik fistüldü (%83,4). Stenotik veya oklüde segmentin geçilebildiği tüm hastalarda tek başına (%77,2) veya diğer işlemlerle birlikte perkütan translüminal anjiyoplasti (PTA) uygulandı. 5 hastada ardışık PTA'ya rağmen rezidü darlık olması nedeniyle stent yerleştirildi. Trombüs yükü nedeniyle tek başına PTA'nın yeterli olmayacağı 16 hastada trombolitik kateter aracılığıyla t -PA infüzyonu ve 5 hastada ise aspirasyon kateteri ile mekanik aspirasyon yapıldı. En sık işlem nedeni stenoz (%82,2) olup en sık stenoz lokalizasyonu diyaliz iğne giriş yerleri arası efferent ven segmentiydi (%21,8). Uygulanan endovasküler tedavilere ait teknik başarı oranı %92,7, komplikasyon oranı %3,1 olup primer patensi süresi ortanca değeri 187 gün ve primer patensi oranları 6. ve 12. aylarda sırasıyla %67,5 ve %58, 5 olarak hesaplandı. Sonuç: AV fistül hemodiyaliz hastalarında ilk tercih edilmesi gereken vasküler aksestir. Ancak AV fistüllerin büyük kısmında zaman içerisinde bir veya birkaç segmentte gelişen stenoz ve/veya oklüzyonlar nedeniyle endovasküler girişim ihtiyacı doğar. Sonuç olarak, nativ AV fistül disfonksiyonu tedavisinde perkütan girişimsel işlemler yüksek teknik başarı ve düşük komplikasyon oranları ile etkin ve güvenli bir şekilde uygulanabilmektedir.