Hüseyin ESİN, Orhan ÜREYEN, Hilal ŞAHİN, Sevil ÖZER SARI, Gözde DERVİŞ HAKİM, Enver İLHAN
Ulusal Travma ve Acil Cerrahi Dergisi - 2026;32(5):618-622
Eozinofilik özofajit (EoE), kronik inflamatuvar bir hastalık olup disfaji ve gıda impaksiyonu ile karakterizedir. Nadir de olsa spontan özofagus perforasyonu gelişebilmektedir. Bu perforasyonlar çoğunlukla distal özofagus ve gastroözofageal bileşkede ortaya çıkmakta, genellikle cerrahi veya endoskopik yöntemlerle tedavi edilmektedir. Erken tanı ve perforasyon sonrası ilk 24 saat içerisinde tedaviye başlanması mortalite ve morbiditeyi belirgin şekilde azaltmaktadır. Bu yazının amacı, eozinofilik özofajite bağlı gelişen gastroözofageal bileşke perforasyonunun, özellikle gecikmiş olgularda da konservatif yöntemle başarılı şekilde yönetilebileceğini vurgulamak ve bu nadir fakat potansiyel olarak hayatı tehdit eden komplikasyonun tedavi stratejilerine katkı sağlamaktır. Otuz beş yaşında, bilinen EoE tanısı ve 12 yıllık disfaji öyküsü bulunan erkek hasta, retrosternal ağrı, nefes darlığı ve hematemez şikâyetleri ile acil servise başvurdu. Öyküsünden yaklaşık beş gün önce ızgara tavuk tüketimi sonrası boğaz ağrısı ve vişne renginde ishal geliştiği, semptomlarını hafifletmek amacıyla ibuprofen kullandığı öğrenildi. Kontrastlı görüntüleme ve endoskopide gastroözofageal bileşkede perforasyon saptandı. Lezyonun lokalizasyonu nedeniyle stentleme veya endoskopik klipsleme uygun bulunmadı. Akut batın, koleksiyon veya mediastinit bulguları olmaması üzerine konservatif tedavi planlandı. Hasta yoğun bakım ünitesinde izleme alındı. Başlangıçta seftriakson (2 g/gün) ve metronidazol (1.5 g/gün) ile başlanan antibiyotik tedavisi, enfeksiyon hastalıkları konsültasyonu sonrası piperasilin-tazobaktam (4.5 g, 6 saatte bir) ile değiştirildi. Klinik seyri stabil olan hastada oral alım 6. günde başlatıldı. Onuncu günde antibiyotik tedavisi sonlandırılarak hasta komplikasyonsuz taburcu edildi. Üçüncü ay takip muayenesinde hasta, tekrarlayan ve progresif olarak kötüleşen disfaji yakınması tarifledi. Önceden değerlendirildiği merkezde yapılan kontrol endoskopisinde, gastroskobun geçişine izin vermeyen distal özofagusta striktür saptanması üzerine 12 cm uzunluğunda, tamamen kaplı, kendi kendine genişleyebilen bir özofagus stenti yerleştirildi. Stent 20 gün sonra çıkarıldı ve hastanın sonraki altı aylık izleminde semptom tekrarı gözlenmedi. EoE bağlı spontan özofagus perforasyonu nadir ancak potansiyel olarak yaşamı tehdit eden bir komplikasyondur. Bu olgu, konservatif tedavinin sadece erken tanı konulan değil, aynı zamanda gecikmiş olgularda da multidisipliner yaklaşımla dikkatle seçilmiş hastalarda cerrahi veya endoskopik girişimlere etkili bir alternatif olabileceğini göstermektedir. Striktür gelişimi gibi geç komplikasyonların erken saptanabilmesi için uzun dönem takip kritik öneme sahiptir.