EPİLEPSİLİ KADIN VE ERKEKLERDE EVLİLİK OLASILIKLARI VE SONUÇLARI: TOPLUMSAL CİNSİYET PERSPEKTİFİNDEN KAPSAMLI BİR DERLEME

Dana Zaqzouq, Miki Suzuki Him

Abant Tıp Dergisi - 2026;15(1):103-113

Bolu Abant İzzet Baysal University, Bolu, Türkiye

 

Epilepsi yalnızca nöbetlerden ibaret değildir. Bu hastalıkla ilişkili fiziksel, nöropsikolojik, üreme, cinsel ve sosyal zorluklar, epilepsili bireylerin yaşam kalitesi üzerinde birbirine bağlı etkiler yaratmaktadır. Evlilik, bu zorlukların bir araya geldiği kritik bir kesişim noktasını temsil eder. Evliliğin derin bir toplumsal cinsiyet boyutuna sahip olması nedeniyle bu derleme, epilepsi ve evlilik üzerine yayımlanan çalışmaları toplumsal cinsiyet duyarlılığı perspektifinden incelemektedir. PubMed (Medline ) ve Web of Science veritabanlarında yapılan taramalar sonucunda 2000 -2025 yılları arasında yayınlanmış toplam 34 çalışma belirlenmiştir. Bu çalışmalar, epilepsili bireylerin evlilik oranlarının genel nüfusa kıyasla daha düşük, boşanma oranlarının ise daha yüksek olduğunu tutarlı bir biçimde göstermektedir. Ancak evlilik olasılıkları ve sonuçları açısından cinsiyet farklarına ilişkin bulgular tutarsızdır; bu durum büyük olasılıkla toplumsal cinsiyet rolleri ve aile dinamiklerindeki sosyokültürel farklılıklardan kaynaklanmaktadır. Nöbetlerin erken başlaması, bekâr kalmanın en güçlü belirleyicilerinden biri olarak öne çıkmaktadır. Erkeklerde erken başlangıç genellikle işsizlikle ilişkilidir ve bu durum evlilik olasılıklarını olumsuz etkilemektedir. Bazı kültürel bağlamlarda epilepsiye yönelik damgalanma özellikle kadınları orantısız biçimde etkilemektedir. Cinsel işlev bozukluğu, epilepsili bireylerde iyi belgelenmiş bir sorundur; ancak evlilik kalitesiyle ilişkisi yeterince araştırılmamıştır. Evlilik ve çocuk sahibi olmanın yakından ilişkili olduğu toplumlarda, çocuk sahibi olma konusundaki isteksizlik veya "yetersizlik" algısı evlilik fırsatlarını önemli ölçüde sınırlayabilir. Epilepsili kadınlar çocuk sahibi olma isteğini daha güçlü ifade etse de, erkeklere kıyasla daha fazla cesaret kırılması ve ebeveynliğe dair daha yoğun endişeler bildirmektedir. Mevcut araştırmalar cinsel işlev bozukluğu ve ebeveynlik konularında ağırlıklı olarak kadınlara odaklanmakta, erkeklerin deneyimleri yeterince ele alınmamaktadır. Kadınlar ve erkekler, epilepsiye bağlı evlilik, üreme ve ebeveynlik zorluklarını farklı biçimlerde yaşamaktadır. Epilepsi bakımında daha bütüncül bir yaklaşım geliştirebilmek için, yalnızca cinsiyete göre ayrıştırılmış verilerin ötesine geçen ve epilepsinin toplumsal yaşam üzerindeki toplumsal cinsiyet temelli dinamiklerini eleştirel biçimde inceleyen daha fazla araştırmaya ihtiyaç vardır.