EPİTELYAL OVER KANSERİNDE İMMÜN-İNFLAMATUAR İNDEKSLERİN PREDİKTİF ÖNEMİ

Fatma Ceren GÜNER, Elif ILTAR, Mert Cenker GÜNEY, Rabia Sultan CANTÜRK, Selen DOĞAN, Nasuh Utku DOĞAN, Hasan Aykut TUNCER, Tayup ŞİMŞEK

Akdeniz Tıp Dergisi - 2026;12(2026):1-7

Akdeniz University, Department of Gynecology and Obstetrics, Division of Gynecologic Oncology, Antalya, Türkiye

 

Amaç: Bu çalışmada epitelyal over kanseri (EOC) hastalarında sistemik immün-inflamasyon indeksi (SII), nötrofil-lenfosit oranı (NLR) ve trombosit-lenfosit oranı (PLR) gibi sistemik immün-inflamatuar indekslerin prognostik öneminin değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Gereç ve Yöntemler: Akdeniz Üniversitesi Hastanesi'nde 2005-2019 yılları arasında tanı konulan EOC hastaları üzerinde retrospektif bir analiz yapıldı. Hematolojik maligniteleri, otoimmün hastalıkları, kronik inflamatuar hastalıkları olan veya başka kanser öyküsü bulunan hastalar çalışmadan dışlandı. Ameliyat öncesi ve sonrası hematolojik parametreler toplandı. İmmün-inflamatuar indekslerin prognostik değeri Kaplan-Meier sağkalım analizi, Cox regresyonu ve alıcı işletim karakteristiği (ROC) analizi kullanılarak değerlendirildi. Bulgular: Toplam 264 EOC hastası çalışmaya dahil edildi. Ameliyat sonrası SII ve NLR değerleri ameliyat öncesine göre anlamlı derecede yüksekti (p<0.001). Ameliyat sonrası yüksek SII ve NLR değerleri seröz histoloji, malign sitoloji ve ileri evre hastalık ile ilişkiliydi. ROC analizi postoperatif SII'nin omental metastazı (AUC=0.654, p<0.001), ileri evre hastalığı (AUC=0.641, p<0.001) ve 3 yıllık sağ kalımı (AUC=0.663, p<0.001) öngördüğünü göstermiştir. Kaplan-Meier analizi, ameliyat sonrası SII ve NLR değeri yüksek olan hastalarda genel sağ kalımın daha az olduğunu göstermiştir (p<0.001). Çok değişkenli Cox regresyonu, yüksek postoperatif SII (HR=2.45, p<0.001) ve NLR'nin (HR=1.89, p=0.001) bağımsız prognostik faktörler olduğunu doğruladı. Sonuç: Ameliyat sonrası immün-inflamatuar indeksler, özellikle SII ve NLR, EOC'de önemli prognostik belirteçlerdir. İlerlemiş hastalık ve kötü sağ kalım ile olan ilişkileri, potansiyel klinik faydalarını vurgulamaktadır. Bu bulguları doğrulamak için daha ileri çalışmalara ihtiyaç vardır.