Türk Medline
ADR Yönetimi
ADR Yönetimi

ERGEN SORUNLARI KARŞISINDA EBEVEYN SIKINTI TOLERANSI: NİTEL BİR ÇALIŞMA

AYŞE AKYILDIZ, BURAK AKYILDIZ

Current Research and Reviews in Psychology and Psychiatry - 2024;4(2):164-178

 

Amaç: Bu araştırma, ebeveynlerin ergen çocuklarının psikolojik sıkıntılarını nasıl tolere ettiklerini incelemektedir. Özellikle, ergenlerin ne tür psikolojik sıkıntılar yaşadıkları, ebeveynlerin çocuklarının psikolojik sıkıntılarını tolere etmelerini etkileyen faktörleri, çocuklarının psikolojik sıkıntılarına verdikleri tepkileri nasıl değerlendirdikleri, çocuklarının psikolojik sıkıntılarından kaynaklanan duygularla nasıl başa çıktıkları ve bu süreçte dikkatlerini nasıl yönettikleri araştırılmaktadır. Yöntem: Çalışmada nitel araştırma yöntemi kullanılmış ve on ebeveyn ile yarı yapılandırılmış görüşmeler yapılmıştır. Amaçlı ve kartopu örnekleme yoluyla belirlenen katılımcılarla yapılan görüşmeler video konferans aracılığıyla gerçekleştirilmiştir. Görüşmelerde, sıkıntı toleransının teorik kavramsallaştırmasından esinlenen beş soru kullanılmıştır. Çalışmada tümdengelim ve tümevarım yöntemleri kullanılmış ve veriler sıkıntı toleransının dört alt faktörüne göre analiz edilmiştir. Bulgular: Katılımcılar, çocuklarının teknoloji kullanımı, öz düzenleme, sosyal ilişkiler, aile içi iletişim, zorbalığa maruz kalma, olumsuz beden algısı ve akademik sorunlarla ilgili sıkıntılar yaşadığını bildirmiştir. Sıkıntıya bağlı faktörler, ebeveynle ilgili faktörler ve çocuğa ilişkin faktörler ebeveynlerin bu sıkıntılara karşı toleransını etkilemektedir. Ebeveynlerin kendilerini değerlendirmelerinde yetersizlik, pişmanlık veya olumlu yorumlar öne çıkmaktadır. Sıkıntıyı kabullenme, kendine zaman ayırma, destek arama, sorun çözülene kadar düşünme ve ağlama ebeveynler tarafından kullanılan regülasyon yöntemleridir. Son olarak, bazı ebeveynler ruminasyon ve endişeye kapılırken, diğerleri kaçınmacı veya esnek dikkati kullanmaktadır. Sonuç: Ebeveyn DT’sinin çocukların duygusal gelişimi üzerindeki etkisi göz önüne alındığında, ebeveyn DT’sini desteklemeye yönelik müdahalelerin çok önemli olduğuna inanıyoruz. Ancak literatürde ebeveyn DT’sine ilişkin yeterli sayıda çalışma bulunmadığı ve yapılan çalışmaların da çoğunlukla klinik örneklemler üzerinde gerçekleştirildiği görülmektedir. Bu nedenle, bu çalışmanın sonuçlarının klinik olmayan örneklemlerde yapılacak ebeveyn DT araştırmalarına ve ebeveyn DT’sini geliştirmeye yönelik müdahalelere yardımcı olacağını düşünüyoruz.