Belgin Üstün GÜLLÜ
Psikiyatride Güncel Yaklaşımlar - 2026;18(3):938-948
İstemsiz bekârlık, bireyin romantik ya da cinsel bir ilişki yaşamak istemesine rağmen bu ilişkileri sürdürememesi ya da reddedilmesi durumudur. Bu durum yalnızca yetişkinlik döneminde değil, ergenlik döneminde de karşımıza çıkmaktadır. Ergenlik, çocukluktan yetişkinliğe geçiş dönemidir. Bu dönemde ortaya çıkan sosyal izolasyon veya yetersiz sosyal ilişki kurma durumu, uzun vadede özgüven eksikliği, kaygı bozuklukları ve yalnızlık duygusunun derinleşmesine yol açabilir. İstemsiz bekârlığın ergenlikteki nedenleri çok boyutludur. Sosyal beceri eksiklikleri, düşük benlik saygısı, dış görünüşle ilgili kaygılar, akran zorbalığı, olumsuz beden algısı, dijitalleşmenin getirdiği gerçeklikten uzak ilişki beklentileri ve duygusal olgunlaşmamışlık başlıca nedenler arasındadır. Özellikle sosyal medyanın etkisiyle oluşan idealize edilmiş ilişki beklentileri, ergenin gerçek hayat ilişkilerinden uzaklaşmasına neden olabilir. Ailenin bu süreçteki rolü oldukça belirleyicidir. Aşırı koruyucu veya baskıcı ebeveyn tutumları, çocuğun özerklik ve ilişki kurma becerilerinin gelişmesini engelleyebilir. Aynı şekilde, duygusal ihmal veya ilgisizlik ile istismar da ergenin güvenli bağlanma geliştirememesine ve sağlıklı ilişkiler kuramamasına yol açabilir. Aile ortamındaki sağlıklı iletişim, destekleyici tutumlar ve rol model davranışlar, ergenin benlik gelişimini ve sosyal becerilerini olumlu yönde etkiler. Ergenlikte istemsiz bekârlık sadece bireysel değil, çevresel ve ailevi faktörlerle şekillenen çok katmanlı bir olgudur. Bu derleme makalede araştırmacılar için olduğu kadar anne babalar için de yeni bir kavram olan istemsiz bekârlığın ne olduğu, nedenleri, ailenin bu süreçteki rolü ve tedavisi tartışılacaktır.