Aslı GEÇGEL, Zeynep Sıla GÖKDERE, Oğuzcan ÖZKAN, Gürdeniz SERİN, Melis PALAMAR, Şaziye Burçak KARACA, Erdem GÖKER, Ulus Ali ŞANLI
Ege Journal of Medicine - 2026;65(2):237-246
Amaç: Erişkin granüloza hücreli tümörler (EGHT), genellikle uzun klinik seyir ve geç nükslerle karakterize, nadir görülen östrojen üreten over neoplazmlarıdır. Bu hasta grubunda kuru göz hastalığının (KGH) araştırılması önemlidir; çünkü EGHT'ye bağlı hormonal değişiklikler ve uygulanan tedaviler oküler sağlığı etkileyebilir. Bu çalışmanın amacı, EGHT hastalarında KGH sıklığını belirlemek ve KGH ile yaş, menopoz durumu, klinikopatolojik özellikler, komorbiditeler ve onkolojik tedaviler arasındaki ilişkileri değerlendirmektir. Gereç ve Yöntem: Bu retrospektif, tek merkezli çalışmada, 2012-2024 yılları arasında tanı almış, histopatolojik olarak doğrulanmış 55 EGHT hastası değerlendirildi. KGH; oftalmoloji konsültasyon kayıtları, belgelenmiş oküler semptomlar ve Schirmer testi sonuçları (<=5 mm/5 dk) dâhil olmak üzere objektif değerlendirmeler temel alınarak tanımlandı. Klinikopatolojik parametreler, menopoz durumu, adjuvan tedaviler, komorbiditeler ve KGH arasındaki ilişkiler, IBM SPSS Statistics for Windows, Sürüm 22.0 (IBM Corp., Armonk, NY, ABD) kullanılarak gerçekleştirilen tek değişkenli ve çok değişkenli lojistik regresyon analizleri ile değerlendirildi. Bulgular: KGH, hastaların %23,6'sında (n=13) saptandı. KGH olan hastalar, düzeltilmemiş karşılaştırmalarda tanı anında daha yaşlıydı (ortalama 55,2'ye karşı 48,6 yıl); ancak lojistik regresyon analizlerinde yaşın KGH ile bağımsız bir ilişkisi gösterilemedi. Tek değişkenli analizlerde KGH ile menopoz durumu, ER veya inhibin ekspresyonu, FIGO evresi, endometrial patoloji, nüks veya adjuvan tedavi türü arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki gözlenmedi. Çok değişkenli lojistik regresyon modelinde komorbidite (OR 1,696; %95 GA 0,809-3,554; p=0,162) ve tümör çapı >10 cm (OR 2,375; %95 GA 0,648-8,708; p=0,192) KGH olasılığında artış yönünde, ancak istatistiksel olarak anlamlı olmayan eğilimler gösterdi. Tanımlayıcı karşılaştırmalarda paklitaksel bazlı tedavi alan EGHT hastalarında KGH prevalansı sayısal olarak daha yüksekti, ancak bu fark istatistiksel olarak anlamlı değildi. Sonuç: KGH, EGHT tanılı hastalarda özellikle ileri yaştaki bireylerde, komorbiditesi olanlarda ve taksan temelli tedavi alan hastalarda göz önünde bulundurulmalıdır. Standart onkolojik takip sürecine kısa bir oküler yüzey taramasının entegre edilmesi, gözden kaçabilen semptomların saptanmasını kolaylaştırabilir ve hasta konforu ile yaşam kalitesini artırabilir.