ERİŞKİN KULAK AKINTISI KÜLTÜRLERİNDE BAKTERİYEL PROFİL VE İN VİTRO ANTİMİKROBİYAL DUYARLILIK PATERNLERİ: RETROSPEKTİF KBB TEMELLİ BİR ÇALIŞMA

Halil Altın KARATAŞ, Semih TOKAK

Osmangazi Tıp Dergisi - 2026;48(6):1063-1071

Department of Otorhinolaryngology, Konya Numune Hospital, Konya, Türkiye

 

Kulak akıntısı kültürleri, özellikle dış kulak yolu enfeksiyonu şüphesi veya tedaviye dirençli otore varlığında rutin KBB pratiğinde sık kullanılmaktadır. Bu retrospektif tanımlayıcı çalışmada, erişkin kulak akıntısı kültürlerinde bakteriyel izolat dağılımı ve in vitro antimikrobiyal duyarlılık paternlerinin, özellikle florokinolon duyarlılığı açısından değerlendirilmesi amaçlandı. Ocak 2020 ile Aralık 2025 tarihleri arasında kulak akıntısı, dış kulak yolu enfeksiyonu şüphesi veya otore nedeniyle kulak sürüntü kültürü alınan 18 yaş ve üzeri erişkin hastalar çalışmaya dahil edildi. Ayrıntılı otoskopik bulgulara, timpan membran durumuna ve nihai klinik tanılara tüm hastalarda standart olarak ulaşılamadığından kohort yalnızca kesin tanılı otitis eksterna olgularıyla sınırlandırılmadı. Tekrarlayan kültürler ve eksik mikrobiyolojik veriye sahip kayıtlar dışlandı. Bakteriyel tanımlama ve disk difüzyon duyarlılık testleri Avrupa Antimikrobiyal Duyarlılık Testi Komitesi (EUCAST) kriterlerine göre yapıldı. Toplam 313 erişkin hastadan 354 bakteriyel izolat elde edildi. En sık izolatlar Staphylococcus aureus (%31,6) ve Pseudomonas aeruginosa (%24,6) olup, bunları koagülaz-negatif stafilokoklar ve diğer Gram-negatif bakteriler izledi (her biri %13,0). Test edilen S. aureus izolatlarında metisiline dirençli S. aureus fenotipini gösteren oksasilin direnci %43,2 (35/81) oranında saptanırken, test edilen tüm izolatlar gentamisin, vankomisin, teikoplanin ve linezolide duyarlıydı. P. aeruginosa izolatlarında siprofloksasin ve levofloksasin direnci sırasıyla %21,8 ve %28,1 bulundu. Bulgular, tekrarlayan, tedaviye dirençli veya komplike olgularda kültüre dayalı yaklaşımı desteklemektedir; ancak siprofloksasin direnci, sistemik kırılma noktalarının topikal tedavi yanıtını doğrudan öngörmeyebileceği dikkate alınarak temkinli yorumlanmalıdır.