Türk Medline
ADR Yönetimi
ADR Yönetimi

ERİŞKİN MENTAL RETARDE PSİKİYATRİ HASTALARINDA YATIŞ SÜRESİNİ ETKİLEYEN FAKTÖRLER

İREM YALUĞ, ALİ EVREN TUFAN, MEHMET GÖKBAKAN, BERFU AKBAŞ

Neuropsychiatric Investigation - 2006;44(4):172-177

Kocaeli Üniversitesi Tıp Fakültesi Psikiyatri AD, Kocaeli

 

Amaç: Mental Retardasyon DSM-IV'de 70'in altında bir zeka bölümü (ZB: Intelligence Ouotient, IQ) ile belirlenen normal altı bilişsel işlevler ve toplumsal ve kişisel bağımsızlığı engelleyecek işlev bozukluğu olmak üzere iki özellik ile tanımlanmaktadır. Hafif mental retarde hastalarda psikiyatrik problemlerin toplum geneline benzemekle beraber daha sık olduğu, daha ağır mental retardasyonda ise psikiyatrik sorunların hem sıklığı hem de görünümünün değiştiği bilinmektedir. Bu çalışmanın hedefi bir üniversite hastanesi psikiyatri servisinde yatırılarak tedavi edilen mental retarde hastaların sosyodemografik ve klinik özelliklerini belirleyerek, bu hasta popülasyonunda yatış süresini etkileyen faktörleri araştırmaktır. Yöntem: KOÜTF Hastanesi Psikiyatri servisinde Temmuz 2000-Mayıs 2005 tarihleri arasında yatırılarak tedavi edilen hastaların dosyaları geriye dönük olarak taranarak mental retardasyon ve sınırda mental işlevselliği olan hastalar saptanmıştır. Hastaların sosyodemografik ve klinik özellikleri belirlenerek ki kare testi ve deskriptif istatistikler ile analiz edilmiştir. Bulgular: Mental retardasyon ve sınırda mental işlevselliği olan hastalar tüm hastaların %4'ünü oluşturmaktaydı. En sık tanı grubu psikotik bozukluklardı (%40). Hastaların %20'sinde yatış öncesi mental retardasyon tanınabilmişti. Yatış süresi ile intihar girişimi sayısı, yatışta işlevselliğin genel değerlendirilmesi ve kullanılan nöroleptik türü arasındaki ilişki önemli olmakla beraber istatistik olarak anlamlı seviyeye ulaşmadı. Tipik antipsikotik kullananlar daha az yatırılma eğilimindeydi. Tartışma: Örneklemimizde intihar girişimi prevalansının yüksekliği ve intihar girişimi ile yatış süresinin ilişkisi dikkat çekicidir ve mental retardasyonu olan bireylerde intihar öyküsü alınmasının gerekliliğini vurgulanmaktadır. Tipik antipsikotik kullananların daha az yatırılma eğiliminde olması bu ilaçların daha fazla sedasyon yapmasına bağlı olabilir. Bulgularımızın ileriye dönük olarak düzenlenmiş, daha geniş örneklemlerden oluşan çalışmalarla tekrarına ihtiyaç vardır.